Toplumda en yaygın yanlışlardan biri şudur:
“İcra dosyam varsa hesabıma giren her para haczedilir.”
Oysa hukuk, borçluyu tamamen korumasız bırakmaz. Hatta bazı gelirleri özel olarak güvence altına alır. Özellikle sosyal devlet ilkesinin gereği olarak yapılan ödemeler, borcun tahsili için kullanılamaz.
İcra ve İflas Kanunu’nun 83/a maddesi açık bir şekilde bazı gelirlerin haczedilemeyeceğini düzenler. Bu hüküm, sadece teknik bir madde değil; sosyal adaletin bir yansımasıdır.
Engelli maaşı, yaşlılık aylığı, evde bakım ücreti, burslar ve sosyal yardım ödemeleri…
Bunlar lüks değil, hayatı sürdürebilmek için verilen desteklerdir.
Uygulamada en sık yapılan hata ise şudur:
Bu ödemeler banka hesabına yattığında, niteliği göz ardı edilerek hesaba haciz konulması.
Oysa bir paranın hesaba yatması, onun hukuki karakterini değiştirmez. Sosyal yardım niteliğindeki bir ödeme, bankaya geçince “serbest gelir” haline dönüşmez. Aksi uygulamalar hukuka aykırıdır ve itiraz hakkı doğurur.
Unutulmamalıdır ki icra hukukunda en büyük kayıp çoğu zaman borcun kendisi değil, hakların bilinmemesidir. İnsanlar çoğu zaman “nasıl olsa haczedilir” düşüncesiyle susar. Oysa hukuk, susanı değil hakkını arayanı korur.
Her dosya kendi içinde değerlendirilmelidir. Ancak bilinmelidir ki sosyal amaçlı devlet ödemeleri, kanunun açık koruması altındadır.
Hukuk, yalnızca alacaklının değil; güçsüzün de güvencesidir.
