Avrupa Birliği, Çin ve ABD’ye karşı sanayi rekabetini güçlendirmeyi amaçlayan yeni düzenleme hazırlıkları kapsamında kritik bir eşikte. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan “Sanayi Hızlandırıcı Yasası” taslağı henüz yayımlanmadan üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıklarına yol açtı. Tartışmanın merkezinde ise “Avrupa’da Üretildi” tanımı yer alıyor.
Tanım Krizi: Koruyucu mu, Esnek mi?
AB ülkeleri yeni sanayi politikasında genel çerçevede uzlaşmaya yakın görünse de, teşviklerden kimlerin yararlanacağı konusunda ayrışıyor.
Fransa ve bazı üye ülkeler, kamu desteklerinin yalnızca AB ve EFTA ülkelerinde üretilen ürünlerle sınırlandırılmasını savunuyor. Bu yaklaşım, Avrupa iç üretimini korumayı ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Buna karşılık Almanya ile Nordik ve Baltık ülkeleri, katı bir tanımın maliyetleri artırabileceğini ve mevcut tedarik zincirlerini zora sokabileceğini belirterek daha esnek bir model talep ediyor.
Türkiye ve İngiltere Sürece Dahil Oldu
Tartışma artık AB içi bir mesele olmaktan çıkmış durumda. Birliğin önemli ticaret ortaklarından Türkiye ve Birleşik Krallık da sürece resmi düzeyde müdahil oldu.
Her iki ülke de “Avrupa’da Üretildi” tanımının dışında kalmaları halinde ticari kayıplar yaşanabileceği yönündeki endişelerini Brüksel’e iletti.
Erdoğan’dan Von der Leyen’e Mektup
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 4 Aralık’ta Ursula von der Leyen’e bir mektup göndererek AB’nin kamu ihalelerinde “Made in EU” ibareli araçlara öncelik tanıyan düzenlemesine ilişkin Türkiye’nin kaygılarını aktardı.
Yetkililer, Türkiye’nin üçüncü ülke statüsünde değerlendirilmesinin; bölgesel değer zincirleri ile AB- Türkiye Gümrük Birliği üzerinde öngörülemeyen olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Otomotiv Sektörü Alarmda
Türkiye, otomotiv, çelik ve alüminyum sektörlerinde AB’nin en önemli tedarikçileri arasında yer alıyor. Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu da daha önce yaptığı açıklamada, “Türkiye’siz bir Avrupa otomotiv sanayinin ayakta kalması zor” ifadelerini kullanmıştı.
Verilere göre Türkiye’nin tanım dışında kalması halinde:
Otomobilde pazarın yaklaşık %60’ını,
Hafif ticari araçta ise %90’ını oluşturan kamu alımlarına erişim riske girebilir.
Bu tablo, Gümrük Birliği kapsamında AB ile yoğun ticaret hacmine sahip Türkiye için ciddi ekonomik ve siyasi sonuçlar doğurabilir.
Kritik Eşik
AB’nin sanayi stratejisinde atacağı adım, yalnızca iç piyasayı değil; Avrupa ile entegre üretim yapan ülkeleri de doğrudan etkileyecek. “Avrupa’da Üretildi” tanımının kapsamı, önümüzdeki dönemde Ankara-Brüksel hattında diplomatik temasların yoğunlaşmasına neden olabilir.
Karar sürecinin, Türkiye’nin AB ile ekonomik entegrasyonunun geleceği açısından belirleyici olması bekleniyor.
