Ortadoğu’da artan gerilimle birlikte Türkiye’nin olası bölgesel savaş senaryolarına sürüklenmemesi gerektiği yönünde uyarılar yapılıyor. Son günlerde basında yer alan, İran tarafından atıldığı iddia edilen bir füzenin Türk hava sahasında NATO tarafından etkisiz hale getirildiği yönündeki haberler, bölgedeki hassas dengeleri yeniden gündeme taşıdı.
Uzmanlar, İran’a kara harekâtı düzenlemesi oldukça zor görülen ABD ve İsrail’in, bölgesel dengeleri kullanarak Türkiye’yi dolaylı biçimde çatışmanın içine çekme ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
“Kara harekâtı olmadan savaş kazanılmaz”
Bölgedeki askeri gelişmeleri değerlendiren uzmanlar, İran’a yönelik saldırılarda büyük tahribat oluşmasına rağmen Tahran yönetiminin beklenenden daha güçlü bir direniş ortaya koyduğunu ifade ediyor. Bu durumun ABD ve İsrail açısından hesapların yeniden yapılmasına neden olduğu belirtiliyor.
Askeri stratejide kara harekâtının belirleyici rolüne dikkat çeken uzmanlar, bu nedenle Washington yönetiminin İran’a karşı farklı aktörleri devreye sokma arayışında olabileceğini öne sürüyor. Bu kapsamda PKK’nın İran kolu olarak bilinen PJAK ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki bazı silahlı grupların sahaya sürülmesi ihtimalinin konuşulduğu ifade ediliyor.
“Bölgesel gruplar için büyük risk”
Uzmanlar, bölgesel grupların büyük güçlerin stratejik hesaplarında araç olarak kullanılabileceğini belirterek, bu tür senaryoların söz konusu yapılar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
“Tarihsel olarak emperyal güçler, çıkarları doğrultusunda bölgesel unsurları kullanmış ve çıkarları değiştiğinde bu aktörleri sahada yalnız bırakmıştır. Böyle bir durumda İran’ın bu tür silahlı yapılanmalara karşı sert tepki göstermesi kaçınılmaz olacaktır.”
“Türkiye dikkatli okumalı”
Analistler, İran’ın Körfez ülkelerindeki ABD üslerine yönelik olası saldırılarının mezhepsel bir çatışma olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, bunun daha çok askeri ve stratejik bir tepki olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye’nin bu süreçte dengeli bir politika izlemesi gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, Ankara’nın gelişmeleri çok yönlü değerlendirmesinin önemine vurgu yapıyor.
Türkiye–İran ilişkilerinde tarihsel denge
Türkiye ile İran arasında yüzyıllardır doğrudan bir savaş yaşanmadığına da dikkat çekiliyor. İki ülke arasındaki sınır, 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile büyük ölçüde belirlenmiş ve bu sınır günümüze kadar korunmuş durumda.
Uzmanlara göre Ortadoğu’da kalıcı istikrarın sağlanması için Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerin dengeli ve diyalog temelinde sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Analistler, iki ülke arasında yaşanabilecek bir çatışmanın bölge için ciddi sonuçlar doğuracağını, böyle bir senaryodan ise en fazla küresel güçlerin fayda sağlayacağını ifade ediyor.
