Uluslararası Turan Kızılelma Teşkilatı Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Aslı, Çukurova’nın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak, bölgenin Kurtuluş Savaşı’ndaki tarihi direnişini ve kahramanlık mücadelesini vurguladı.
Aslı, yaptığı açıklamada Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkmasının ardından Türk yurdunun birçok bölgesinin işgale uğradığını, Çukurova ve Toroslar bölgesinin ise İngiltere ile Fransa arasında yapılan anlaşmalar sonucunda Fransızlar tarafından işgal edildiğini hatırlattı.
1918 yılının sonlarında başlayan işgaller sırasında Fransız birliklerine çok sayıda Ermeni Lejyonu milisinin eşlik ettiğini belirten Aslı, işgalci güçlerin Akdeniz kıyısı boyunca limanları ele geçirerek Toroslar’a doğru ilerlemeye çalıştığını ifade etti. Bu süreçte Türk milletinin başlattığı direnişin Kurtuluş Savaşı’nın Güney Cephesi’nde önemli bir mücadele alanı oluşturduğunu söyledi.
Fransız ve Ermeni birliklerinin 17 Kasım 1918’de Mersin’e çıktığını hatırlatan Aslı, işgalin hızla genişlediğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
“19 Kasım’da Tarsus işgal edildi. 21 Aralık’ta Adana işgal altına alındı. 1919 yılında ise Kozan 7 Mart’ta, Kadirli 14 Mart’ta işgal edildi. Fransızlar, Anadolu ile Çukurova’yı birbirine bağlayan Toros geçitlerini ele geçirerek bölgeyi tamamen kontrol altına almak istiyordu.”

İşgalin yalnızca askeri değil aynı zamanda siyasi ve stratejik hedefler taşıdığına dikkat çeken Aslı, Fransa’nın bölgeyi hem ekonomik nedenlerle hem de Suriye’deki Fransız kontrolündeki topraklarla Anadolu arasında bir tampon bölge oluşturmak amacıyla işgal ettiğini belirtti. Ayrıca bölgeye Ermenilerin yerleştirilerek Türklere karşı müttefik bir Ermeni devleti kurulmasının planlandığını ifade etti.
Aslı, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu planları erken fark ettiğini belirterek, Atatürk’ün Çukurova’yı “Anadolu’nun en koyu Türk muhiti ve en mahsuldar ve zengin mıntıkası” olarak nitelendirdiğini ve bu bölgedeki işgal planlarının bozulmasının hayati önem taşıdığını söyledi.
İşgal sürecinde bölgede büyük zulümler yaşandığını ifade eden Aslı, özellikle Ermeni milislerinin katliam, tecavüz ve terör eylemleriyle Türk halkını yıldırmaya çalıştığını, ancak bunun ters etki yaratarak direnişi daha da güçlendirdiğini belirtti.
Direnişin önemli merkezlerinden birinin Pozantı olduğunu vurgulayan Aslı, Atatürk’ün burada bir direniş merkezi kurduğunu ve Türk kuvvetlerinin bu sayede daha koordineli hareket ettiğini ifade etti. Kuva-yi Milliye birliklerinin Toros geçitlerinde kurdukları pusularla işgalci birliklere ağır kayıplar verdirdiğini söyledi.
Özellikle 1920 yılında Karboğazı Geçidi’nde kurulan pusunun Fransız birlikleri için büyük bir yenilgiye dönüştüğünü, bu çatışmada ölü, yaralı ve esir sayısının bini aştığını kaydetti.
Kurtuluş Savaşı ilerledikçe bölgeye daha fazla Türk askeri sevk edildiğini belirten Aslı, Batı Cephesi’ndeki başarılar ve Atatürk’ün diplomatik hamleleri sonucunda Fransa’nın geri adım attığını söyledi.
20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransızların bölgeden çekilmeyi kabul ettiğini hatırlatan Aslı, işgal güçlerinin geride büyük acılar, yıkım ve katliamlar bıraktığını ifade etti.
Gökhan Aslı mesajının sonunda şu ifadelere yer verdi:
“Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği destansı direnişle bağımsızlığını yeniden kazanmıştır. Çukurova ve Toroslar, bu büyük mücadelenin ilk kurtarılan bölgeleri arasında yer almıştır. Bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor; Çukurova’nın düşman işgalinden kurtuluşunu gururla kutluyorum.”
