Türkiye’yi derinden sarsan bir istismar davasında verilen karar kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı. Diyarbakır’da yaşayan N.E. isimli genç kadının, yıllarca babasının cinsel istismarına uğradığını belirterek açtığı davada verilen karar yeniden tartışmaları alevlendirdi.
Yerel mahkeme tarafından sanık baba hakkında verilen 13 yıl hapis cezası, dosyanın taşındığı istinaf aşamasında kaldırıldı. Kararın gerekçesinde “küçüğün rızasının bulunduğu” yönünde değerlendirme yapıldığı iddiası, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde büyük tepki topladı.
Yıllarca Süren İstismar İddiası
Dava dosyasına yansıyan bilgilere göre N.E., çocukluk yıllarından itibaren babası tarafından uzun süre cinsel istismara maruz kaldığını belirterek şikâyetçi oldu. Açılan davada yerel mahkeme, sanık baba hakkında 13 yıl hapis cezası verdi.
Ancak dosya daha sonra istinaf incelemesine gitti. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi’nde yapılan inceleme sonucunda yerel mahkemenin verdiği ceza kararı kaldırıldı. Kararın gerekçesine ilişkin ortaya atılan “küçüğün rızası” değerlendirmesi ise toplumda ciddi tartışmalara yol açtı.
Hukukçular, çocukların cinsel istismarına ilişkin davalarda rıza kavramının hukuken tartışmalı bir alan olduğunu ve özellikle aile içi istismar vakalarında bu tür değerlendirmelerin toplumda büyük hassasiyet oluşturduğunu ifade ediyor.
N.E.’den Türkiye’ye Çağrı
Yaşadığı süreci kamuoyuyla paylaşan N.E., yıllarca yaşadığı travmanın ardından adalet arayışını sürdürdüğünü belirtti.
Genç kadın yaptığı açıklamada Türkiye’ye şu sözlerle seslendi:
“Ben yıllarca sustum. Utandım, korktum. Ama artık susmayacağım. Yaşadıklarımı anlatıyorum çünkü başka çocuklar aynı şeyleri yaşamasın. Bana sahip çıkın, sesimi duyun.”
N.E.’nin bu çağrısı kısa sürede sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Çok sayıda kullanıcı, davanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunarak adalet çağrısında bulundu.
Hukukçular: “Çocuğun Rızası Tartışmalı Bir Kavram”
Uzman hukukçular, Türkiye’de çocukların cinsel istismarının ağır suçlar arasında yer aldığını hatırlatıyor. Bu suçlar **Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi hapis cezaları öngören düzenlemeler içeriyor.
Çocuk hakları savunucuları ise özellikle aile içi istismar vakalarında mağdurun psikolojik baskı altında olabileceğini ve bu nedenle “rıza” kavramının hukuki ve etik açıdan son derece problemli olduğunu vurguluyor.
Uzmanlara göre bu tür davalar sadece bireysel bir suç meselesi değil, aynı zamanda çocukların korunmasına yönelik sistemin nasıl işlediğini de ortaya koyan kritik örnekler olarak görülüyor.
Kadın ve Çocuk Hakları Örgütlerinden Tepki
Kararın ortaya çıkmasının ardından kadın ve çocuk hakları alanında faaliyet gösteren birçok sivil toplum kuruluşu olaya tepki gösterdi. Açıklamalarda, çocukların korunmasına yönelik yasal mekanizmaların daha etkin uygulanması gerektiği vurgulandı.
Hak savunucuları, özellikle aile içinde gerçekleşen istismar vakalarının çoğu zaman uzun süre gizli kaldığını ve mağdurların korku, baskı veya ekonomik bağımlılık nedeniyle konuşmakta zorlandığını ifade ediyor.
Dosya Yargıtay’a Taşınabilir
Hukuk çevreleri, dosyanın bir üst yargı mercii olan Yargıtay’a taşınabileceğini ve kararın burada yeniden değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Uzmanlar, Türkiye’de çocukların korunmasına ilişkin davaların kamuoyu tarafından yakından takip edilmesinin adalet süreçleri açısından önemli olduğunu ifade ediyor.
Bu olay, Türkiye’de çocukların korunması, aile içi istismar vakalarının yargı süreçleri ve mağdurların adalete erişimi konularını yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı. N.E.’nin yaptığı “Bana sahip çıkın” çağrısı ise toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulmaya devam ediyor.
