İnsanın en büyük imtihanlarından biri rızık endişesidir. Yarın ne olacak, nasıl geçineceğim, eksik kalır mıyım korkusu… Oysa kalbin derinliklerinde bilinen bir hakikat vardır: Rızkı veren yalnızca Allah’tır.
“Ya Rezzak” ismine sığınmak, sadece bir söz değil; bir teslimiyet halidir. Çünkü insan çoğu zaman rızkın peşinde koştuğunu zanneder. Oysa hakikat şudur: Rızık, sahibini bulur. Sen daha istemeden, daha yolunu bile çizmeden senin için yazılmış olan nasip, vakti geldiğinde seni bulur.
Bir karıncayı bile rızıksız bırakmayan Rabb’in, seni unutması mümkün mü?
Bugün yaşadığımız kaygıların çoğu, aslında kontrol edemediğimiz yarınlara duyduğumuz güvensizlikten doğuyor. Oysa iman, tam da burada devreye girer. Gayret etmek bizim vazifemizdir; sonucu tayin etmek ise Rabb’imize aittir. Helal yolda yürümek, dürüst kalmak, sabretmek… Bunlar bizim payımıza düşenlerdir. Geri kalan ise ilahi takdirin en güzel tecellisidir.
Kalp ne zaman ki “Ya Rezzak” diyerek teslim olur, işte o zaman endişe yerini huzura bırakır. Çünkü bilir ki; nasip olan ne eksilir ne de gecikir. Gecikiyor gibi görünen her şey, aslında en doğru vakti bekliyordur.
Bugün biraz durup düşünmek gerek: Biz mi rızkın peşindeyiz, yoksa rızık mı bizim peşimizde?
İşte bu sorunun cevabı, kalbin yükünü hafifletir. Çünkü insan anlar ki; telaşla değil, tevekkülle yürünür bu hayat yolu.
Bu anlayışı diri tutan, kalbi teselliyle buluşturan nice söz, Kalbe Dokunan Teselliler adlı eserde bir araya geliyor. Hayatın ağırlığı altında yorulan ruhlara bir nefes, bir durak, bir sığınak…
Unutma…
Sen gayret et.
Helalden şaşma.
Ve kalbini endişeye değil, Rabbine emanet et.
Çünkü rızkın, seni asla bulmaktan vazgeçmez.
Nihal Taş
