İngiltere’de hükümetin göç politikalarında planladığı yeni düzenlemeler, özellikle bakım sektöründe çalışan göçmenler arasında büyük tepkiye yol açtı. Kalıcı oturum izni için gereken sürenin 5 yıldan 10 yıla çıkarılması ve bazı meslek gruplarında bu sürenin 15 yıla kadar uzatılmasının planlanması, binlerce çalışanı doğrudan etkiliyor.
Şubat ayında tamamlanan istişare sürecine 200 binden fazla kişinin katılması, söz konusu düzenlemelerin toplumda ne denli geniş bir yankı uyandırdığını ortaya koydu. Uzmanlar, bu değişikliklerin hem göç politikası hem de iş gücü dengesi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Sendikadan Sert Tepki
İngiltere’nin önde gelen sendikalarından Unison, düzenlemelere karşı kitlesel bir kampanya başlattı. Sendika, özellikle bakım sektöründe çalışan göçmenlerin hak kaybına uğrayacağını savunarak hükümete geri adım çağrısında bulundu.
Kampanya kapsamında, Shabana Mahmood’un seçim bölgesinde broşür dağıtımı planlanması, sendikanın ilk kez bu ölçekte doğrudan siyasi baskı kurma girişimi olarak değerlendiriliyor.
Bakım Sektörü Göçmene Bağımlı
Verilere göre, İngiltere’de bakım sektöründe çalışanların yaklaşık üçte birini göçmenler oluşturuyor. Bu durum, sektörün sürdürülebilirliği açısından göçmen iş gücünün kritik rolünü ortaya koyuyor. Uzmanlar, yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesi halinde sektörde ciddi personel açığı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Göçmenlerden Belirsizlik Tepkisi
Göçmen çalışanlar ise planlanan değişikliklerin yaşamlarını ve gelecek planlarını belirsizliğe sürüklediğini belirtiyor. Uzun yıllar çalışarak kalıcı oturum hakkı elde etmeyi bekleyen birçok kişi, sürenin uzatılmasının ciddi mağduriyet yaratacağını ifade ediyor.
Hükümetten Savunma
İngiliz hükümeti ise kalıcı oturum izninin otomatik bir hak olmadığını, belirli kriterlerin karşılanmasıyla kazanılması gereken bir statü olduğunu vurguluyor. Yetkililer, yeni düzenlemelerin göç sistemini daha kontrollü ve sürdürülebilir hale getirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Tüm bu gelişmeler, İngiltere’de sosyal bakım sisteminin geleceğini doğrudan etkileyebilecek kritik bir sürece işaret ederken, tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşması bekleniyor.
Dış Haberler Servisi Güneycan Yıldırım
