Demokrasinin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, millet iradesinin tecelli ettiği en yüce kurumlardan biridir. Gazi Meclis, tarih boyunca savaş zamanlarında da, kriz dönemlerinde de, siyasi çekişmelerin en yoğun yaşandığı süreçlerde de millet adına sorumluluk üstlenmiş ve devletin temel direklerinden biri olmuştur. Ancak son günlerde Meclis’te yaşanan bazı görüntüler, kamuoyunda haklı eleştirilere neden olmaktadır.
Millet, seçtiği temsilcileri kürsülerde kavga etsinler, birbirlerine engel olsunlar ya da kişisel hesaplaşmalarını ülkenin en önemli kurumuna taşısınlar diye göndermedi. Vatandaşın beklentisi; ekonomik sorunlara çözüm üretilmesi, güvenlik meselelerinin ele alınması, gençlerin geleceğine yönelik projelerin geliştirilmesi ve ülkenin öncelikli meselelerine odaklanılmasıdır.
Ancak üzülerek görüyoruz ki bazı muhalefet partileri, Meclis çalışmalarını aksatmayı ve siyasi gerilimi artırmayı bir yöntem haline getirmiştir. Yapıcı muhalefet yapmak, yanlış gördüğünü eleştirmek ve alternatif çözümler sunmak demokrasinin gereğidir. Fakat Meclis’i kilitlemeye yönelik girişimler, oturumların sağlıklı şekilde yürütülmesini engelleyen tavırlar ve sürekli kriz üretmeye dayalı siyaset anlayışı ne demokrasiye ne de millete fayda sağlamaktadır.
İş yapmak, milletin derdine derman olmak ve ülkenin meselelerine çözüm üretmek yerine, ellerindeki telefonlarla görüntü peşinde koşanları, sosyal medya gündemlerini Meclis çalışmalarının önüne koyanları artık herkes tanımaktadır. Siyasetin amacı alkış toplamak değil, sorun çözmektir. Şov siyaseti kısa vadede dikkat çekebilir ancak milletin hafızasında kalıcı olan hizmet ve eser siyasetidir.
Daha da üzücü olan ise bazı siyasi aktörlerin kendi iç çekişmelerini ve kişisel kavgalarını Gazi Meclis’e taşımaya başlamalarıdır. Milletin kürsüsü, bireysel hesaplaşmaların yapılacağı bir alan değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, kişisel hırsların değil, milli iradenin temsil edildiği yerdir.
Son günlerde yaşananlara bakıldığında, sabahın erken saatlerinde salonları işgal ederek çalışmaların aksatılmasından tutun da siyasi rakiplerine engel olmak için türlü yöntemlere başvuranlara kadar birçok görüntü kamuoyunun gözleri önünde yaşanmaktadır. Dün alkışlarla desteklediklerini bugün hedef tahtasına koyanlar, dün kahraman ilan ettiklerini bugün ağır suçlamalarla karşı karşıya bırakanlar, siyasette ilke ve tutarlılığın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Bu tablo, milletin siyaset kurumundan beklediği olgunlukla bağdaşmamaktadır. Vatandaş, temsilcilerinin birbirleriyle mücadele etmesini değil; enflasyonla, işsizlikle, terörle ve ülkenin diğer temel sorunlarıyla mücadele etmesini istemektedir.
Türkiye’nin önünde çözülmesi gereken önemli meseleler bulunmaktadır. Terörsüz Türkiye hedefi, ekonomik kalkınma, adalet hizmetlerinin güçlendirilmesi, eğitim ve sağlık alanındaki reformlar gibi konular Meclis’in asli gündemi olmalıdır. Siyasi partiler arasında görüş ayrılıkları elbette olacaktır. Ancak milli meselelerde ortak akıl üretmek ve millet adına sorumluluk almak, siyasetin temel görevidir.
Gazi Meclis, tarih boyunca milletin ortak vicdanını temsil etmiştir. Bu nedenle Meclis çatısı altında görev yapan herkesin kullandığı dile, sergilediği tavra ve ortaya koyduğu davranışlara dikkat etmesi gerekmektedir. Çünkü orada yaşanan her olay, yalnızca siyasetin değil, Türkiye’nin itibarını da ilgilendirmektedir.
Millet, temsilcilerinden kavga değil çözüm; gerilim değil uzlaşı; şov değil hizmet beklemektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeniden milletin beklentilerine uygun bir çalışma iklimine kavuşması, hem demokrasimizin hem de ülkemizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
