Kendi evinde pompalı tüfekle vurularak bacaklarından yaralanan Rojda Odabaşı, saldırıyla bağlantılı olarak tutuklu bulunan şüphelinin tahliye edilmesinin ardından yetkililere seslendi: “Cezalandırılmak için ölmem mi gerekiyordu?”
DİYARBAKIR – Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Bağcılar Mahallesi’nde yaşayan Rojda Odabaşı, 22 Ağustos 2026 gecesi kendi evinde silahlı saldırıya uğradı. Odabaşı’nın anlatımına göre, kapısının çalınmasının ardından pompalı tüfekle ateş açıldı ve saçmalar bacaklarına isabet etti. Yaralı halde banyoya sığınarak kapıyı kilitleyen Odabaşı, polis ve sağlık ekiplerinden yardım istedi.
EVİNDE VURULDU, ŞİMDİ CAN GÜVENLİĞİNDEN ENDİŞE EDİYOR
Saldırının ardından hastanede tedavi gören Rojda Odabaşı, kendisine yönelik saldırıyla bağlantılı olarak tutuklu bulunan Mazlum Çelebi’nin, 23 Ekim 2026 tarihinde Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin tensip kararıyla tahliye edildiğini belirtti.
Tahliye kararının ardından güvenlik endişelerinin arttığını ifade eden Odabaşı, hem evinde hem de günlük yaşamında kendisini güvende hissetmediğini dile getirdi. Yetkililerden can güvenliğinin sağlanmasını ve gerekli koruyucu tedbirlerin alınmasını istedi.
Odabaşı, tahliye kararına itiraz edeceklerini ve adalet mücadelesini sürdüreceğini açıkladı.
“CEZALANDIRILMAK İÇİN ÖLMEM Mİ GEREKİYORDU?”
Yaşadığı saldırının ardından adalet arayışını sürdüren Rojda Odabaşı, hayatta kalmış olmasının uğradığı şiddetin önemini azaltmadığını vurguladı. Kadınların yaşam hakkının korunması gerektiğine dikkat çeken Odabaşı, kamuoyuna şu sözlerle seslendi:
“Kendi evimde vuruldum. Şimdi hem güvenliğimi hem de adaleti sağlamak için mücadele ediyorum. Hayatta olduğum için yaşadıklarımın önemsiz sayılmasını kabul etmiyorum. Susmayacağım. Adalet talebimden vazgeçmeyeceğim.”
Odabaşı, basın mensuplarını, kadın örgütlerini, insan hakları savunucularını ve kamuoyunu yaşadıklarının takipçisi olmaya çağırdı.
YETKİLİLERE ÇAĞRI: KADINLARIN YAŞAM HAKKI KORUNMALI
Bir kadının kendi evinde silahlı saldırıya uğraması ve sonrasında can güvenliği endişesi yaşaması, şiddet mağdurlarının korunmasına yönelik tedbirleri yeniden gündeme getiriyor.
Bu noktada yetkililerin, mağdurun güvenlik talebini dikkate alması, risk değerlendirmesi yapması ve gerekli koruyucu önlemleri uygulaması büyük önem taşıyor. Hukuki sürecin de tüm yönleriyle, titizlikle ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekiyor.
Rojda Odabaşı’nın çağrısı net: Can güvenliğim sağlansın, adalet talebim duyulsun.
Kadınların şiddet korkusu yaşamadan kendi evlerinde ve sokaklarda güvenle yaşayabilmesi bir ayrıcalık değil, temel bir haktır.
GHA
