Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatı üzerinden 88 yıl geçti. Ancak her 10 Kasım’da, her siyasi gerilimde, her ideolojik tartışmada aynı soru yeniden gündeme geliyor:
Atatürk doğal yollardan mı öldü, yoksa öldürüldü mü?
Bu soruya cevap verirken duygularla değil, belgelerle konuşmak gerekir. Çünkü Atatürk’ü savunmanın en doğru yolu, onu komplo teorileriyle değil; akıl ve bilimle anlamaktır.
Resmî Tıbbi Süreç Ne Söylüyor?
1937 yılından itibaren sağlık sorunları belirginleşen Atatürk’te karaciğer büyümesi, asit toplanması ve halsizlik şikâyetleri görülmüştür. Türk ve yabancı doktorlardan oluşan bir heyet tarafından muayene edilmiş; ileri derecede karaciğer sirozu teşhisi konulmuştur.
Tedavi sürecinde görev alan hekimler arasında:
Hans Eppinger
Joseph Fissinger
Neşet Ömer İrdelp
yer almıştır.
Resmî kayıtlara göre ölüm nedeni:
ileri derecede siroz ve buna bağlı komplikasyonlardır.
Bugüne kadar zehirlenmeye dair kesinleşmiş bir otopsi raporu ya da bilimsel toksikolojik kanıt ortaya konulamamıştır.
“Kininle Zehirlendi” İddiası
Bazı çevreler, sıtma tedavisinde kullanılan kininin aşırı dozda verilerek karaciğerin bilerek tahrip edildiğini ileri sürmektedir.
Ancak tarihsel belgelerde:
Atatürk’ün ana hastalığının sıtma değil siroz olduğu,
Kininin belirli dönemlerde destek tedavisi amacıyla kullanıldığı,
Zehirlenmeyi kanıtlayan resmi bir tıbbi belge bulunmadığı
görülmektedir.
Bu iddialar tarihsel olarak tartışılmış, fakat akademik düzeyde kanıtlanamamıştır.
Uluslararası Komplo İddiaları
Zaman zaman Atatürk’ün Filistin politikası veya dönemin küresel dengeleri nedeniyle “uluslararası güçler” tarafından infaz edildiği iddia edilmektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki:
İsrail Devleti 1948 yılında kurulmuştur.
1938 yılında bu yönde bir devlet yapılanması yoktur.
Uluslararası diplomatik arşivlerde Atatürk’ün öldürüldüğüne dair doğrulanmış bir belge bulunmamaktadır.
Tarih, belge ister. İddia değil.
Alkol Meselesi ve Gerçeklik
Atatürk’ün alkol kullandığı bilinmektedir. Bu, yakın çevresinin hatıratlarında yer alır. Ancak:
Siroz yalnızca alkole bağlı gelişmez.
Uzun savaş yılları, ağır stres, düzensiz yaşam ve dönemin tıbbi yetersizlikleri süreci hızlandırmış olabilir.
Onu küçültmek için “alkolden öldü” demek de, dramatize etmek için “zehirlendi” demek de aynı ölçüde sığlıktır.
Atatürk bir efsane değil; etten kemikten bir insandı.
Ama fikirleri ebedidir.
Asıl Mesele Ne?
Mustafa Kemal Atatürk; Trablusgarp’tan Çanakkale’ye, oradan Turkish War of Independence’na uzanan bir mücadele vermiştir. 11 savaşa katılmış, bir milletin kaderini değiştirmiştir.
Onun mirası bir komplo teorisi değildir.
Onun mirası Cumhuriyet’tir.
Laik hukuk düzenidir.
Bilimdir.
Bağımsızlıktır.
Atam Sen Yerinde Rahat Uyu
Sen yalnızca bir asker değildin.
Sen yalnızca bir devlet adamı değildin.
Sen, bir milletin yeniden ayağa kalkışının adısın.
“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır;
fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”
Hakkında ne söylenirse söylensin,
hangi iddia ortaya atılırsa atılsın;
milletinin kalbindeki yerin değişmez.
Atam…
Rahat uyu.
Cumhuriyet yaşadıkça,
izindeyiz.
—
Mehmet Açık
