Bulgaristan’ın önde gelen tarihçilerinden Prof. Dr. Stoyan Dinkov, yaptığı açıklamalar ve yayımladığı araştırmalarla Bulgar kamuoyunda ezber bozmaya devam ediyor. Dinkov, gerek bilimsel çalışmaları gerek uluslararası konferanslarda dile getirdiği görüşlerle Bulgarların kökeninin Türk halklarıyla aynı olduğunu savunarak, “Biz Türk asıllıyız, Attila’nın mirasçılarıyız” diyor.
Araştırmaları nedeniyle Bulgaristan’daki aşırı milliyetçi grupların hedefi hâline gelen Prof. Dr. Dinkov, hem Osmanlı dönemi hem de Proto-Bulgar tarihine ilişkin çarpıcı tespitlerde bulunuyor.
“OSMANLI BULGARLARI YOK OLMAKTAN KURTARDI”
Osmanlı’nın idari ve sosyal politikalarını “özgürlükçü ve koruyucu” olarak nitelendiren Dinkov, Bulgarların 14–19. yüzyıllar arasında Osmanlı sayesinde varlıklarını sürdürebildiğini savunuyor:
“Osmanlı İmparatorluğu etnik ayrım yapmıyordu. Kanun önünde herkes eşitti. Bugün ABD ve Avrupa Birliği’nin uyguladığı çoğulculuk ve özgürlük anlayışı, Osmanlı’nın modelidir.”
Dinkov, Osmanlı’nın farklı etnik ve dini gruplara sağladığı sosyo-ekonomik özgürlüğün, Bulgar halkının hem kültürel hem demografik olarak ayakta kalmasını sağladığını vurguluyor.
“BULGARLAR VE TÜRKLER AYNI SOYDAN GELİYOR”
Dinkov’a göre, Bulgarlar ile Türkler arasındaki tarihsel bağ, resmi tarihin uzun yıllar görmezden geldiği bir gerçek:
“Bizim tarihimizdeki tüm bulgular, Bulgarların Türk kökenli olduğunu gösteriyor. Biz Attila’nın, Avrupa Hun İmparatorluğu’nun mirasçılarıyız.”
Araştırmacıya göre, Batı Rusya’dan Baltık bölgesine kadar uzanan coğrafyada hüküm süren Attila’nın oğlu İrnik’in yönettiği bölge, erken dönem ‘Bulgaristan’ olarak adlandırılıyordu. Bu mirasın, Panislavist politikalar nedeniyle Bulgar toplumundan bilinçli şekilde koparıldığını ifade ediyor.
ÇARLARIN TÜRKÇE KONUŞTUĞUNU ÖNE SÜRÜYOR
Dinkov’un en tartışmalı tezlerinden biri, bazı Bulgar çarlarının Türk kökenli olduğu ve Türkçe konuştukları iddiası. “Turan Tarihi” isimli kitabında bu savları belgelere dayandıran Dinkov, Proto-Bulgarların Türk halklarıyla ortak bir alfabe kullandığını ve Bizans’ın zorunlu Slavlaştırma politikalarının bu yapıyı yok ettiğini belirtiyor.
“HIRİSTİYANLIK VE SLAVCA ZORLA KABUL ETTİRİLDİ”
Prof. Dr. Dinkov’a göre Bulgar halkının dil ve din değişimi, gönüllü değil, baskı ve zorunluluk sonucunda gerçekleşti:
• Slavca, din üzerinden topluma zorla kabul ettirildi.
• Hıristiyanlığı reddeden 100 binden fazla Bulgar Bizans tarafından katledildi.
• Proto-Bulgarların kullandığı Türkçe kökenli alfabe yasaklandı.
• Yeni getirilen Slav alfabesi, eski Türk-Bulgar yazısından alınan bazı işaretlerle uyarlandı.
Bu dönüşümün, Bulgar etnik kimliğini sistematik biçimde Slavlaştırma amacı taşıdığını savunan Dinkov, “Bugün konuştuğumuz dil bile bize zorla empoze edilmiş bir dildir” diyor.
“BULGARİSTAN’IN GELECEĞİ AVRASYACILIKTA”
Dinkov, Türkiye ve Bulgaristan’ın ortak tarihsel köklerinin, iki ülkeyi yeniden stratejik bir yakınlaşmaya götürebileceğini düşünüyor:
“Türkiye ve Bulgaristan, yeni bir Avrasya Birliği’nin temelini atabilir. Bu birlik hem Avrupa Birliği’ni güçlendirir hem Balkanlar için yeni bir istikrar zemini oluşturur.”
“KENDİ TARİHİMİZİ YANLIŞ ÖĞRETTİLER, GERÇEKLERİ YAZMA ZAMANI GELDİ”
Bulgar tarihçiye göre, Slav merkezli ideolojik tarih yazımı Bulgarları kendi köklerinden kopardı. Bu nedenle Bulgar tarihçiliğinin yeniden ele alınması gerektiğini savunan Dinkov, şu ifadeleri kullanıyor:
“Biz kim olduğumuzu bilmiyoruz. Atilla’nın kurduğu büyük cihan devletinin varisiyiz. Gerçek tarih yazıldığında Bulgaristan’ın dünya üzerindeki yeri çok farklı olacak.”
Haber Merkezi
