İnsan tuhaf bir varlık…
Kimi zaman aklıyla değil, şartlandırıldığı kalıplarla yaşar. Kimi zaman da doğruyu bildiği halde, yanlışı alkışlar.
Şimdi düşün…
Birine “aslan kardeşim” dediğinde yüzünde bir tebessüm oluşur.
Ama “köpek” dediğinde işler değişir.
Gerginlik artar, öfke yükselir, hatta yumruklar konuşur.
Peki neden?
Oysa köpek dediğin; sadakatin sembolüdür.
Kapını bekler, malını korur, canını ortaya koyar.
İhaneti bilmez, riyayı tanımaz.
Ama insanoğlu onu bir hakaret olarak kullanır.
Çünkü mesele kelimeler değil…
Mesele, o kelimelere yüklenen anlamlardır.
İnsan, güce hayrandır.
Güçlü olana “aslan” der, boyun eğer.
Sadık olana “köpek” der, küçümser.
İşte çelişki tam da burada başlar.
Aynı durum hayatın her alanında karşımıza çıkar.
Ailede en çok fedakârlık yapan, en çok göz ardı edilendir.
En çok susan, en çok ezilendir.
En çok veren, en değersiz sayılandır.
Çünkü insan, çoğu zaman kolay olanı seçer:
Değer vermek yerine kullanmayı…
Anlamak yerine hükmetmeyi…
Sevmek yerine güç göstermeyi…
Kadın-erkek fark etmeksizin bu düzenin içinde herkes bir rol oynar.
Ama kabul etmek gerekir ki; kadınlar bu çarpık düzenin en ağır yükünü taşır.
Kimi zaman bir sözle, kimi zaman bir bakışla, kimi zaman da sadece var olduğu için yargılanır.
Ve biz buna “normal” deriz.
Oysa asıl anormal olan şudur:
Sadakati küçümseyip, güce tapmak…
Fedakârlığı aptallık sanmak…
İnsanı, insan olduğu için değil; güçlü olduğu için değerli görmek…
Toplum bize şunu öğretir:
“Sen ne kadar itaat edersen, o kadar kabul görürsün.”
Ama gerçek şudur:
Sen kendine değer vermezsen, kimse sana değer vermez.
İktidarlar da bunu bilir.
Sana az verip çok alkış almanın sırrı buradadır.
İnsanı aç bırakıp, şükretmesini sağlamak…
Ve bunu bir düzen haline getirmek…
Bu yüzden mesele sadece bir kelime meselesi değildir.
Bu, bir zihniyet meselesidir.
Unutma…
Güçlü olmak kimseyi üstün yapmaz.
Asıl güç; akıldır, vicdandır, karakterdir.
Ve en tehlikelisi şudur:
İnsan başkasını değil, en kolay kendini kandırır.
Belki de bu yüzden…
En büyük savaş, insanın kendi içinde verdiği savaştır.
Daha adil, daha eşit, daha onurlu bir dünya umuduyla…
Batuhan Yurtsever
