Mersin’de Ekim ayında yapılacak seçimler öncesinde Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nda (MTSO) tansiyon yükseliyor. Kent iş dünyasında son günlerde en çok konuşulan konu ise mevcut yönetime yönelik ciddi iddialar.
Gelen iddialara göre; maliye kaydında herhangi bir problemi bulunmayan, aktif olarak faaliyet gösteren bazı şirketlerin üyelikleri siliniyor. Üyeliği sonlandırılamayan firmaların ise NACE kodlarının değiştirilerek, komite dengelerinde belirli gruplar lehine pozisyon alındığı öne sürülüyor. Bu iddialar doğruysa mesele yalnızca bir seçim stratejisi değil, kurumsal temsil adaletinin doğrudan tartışmaya açılması anlamına gelir.
Oda seçimleri, sıradan bir sandık yarışı değildir. Komiteler; sektörlerin sesi, sorunların taşıyıcısı ve çözümün ilk adresidir. NACE kodları ise bu temsil yapısının temelidir. Kodlarla oynamak, sektörlerin iradesiyle oynamak demektir.
Daha dikkat çekici olan ise yönetimin bu eleştirilere karşı sergilediği tavır. Kent kamuoyunda dile getirilen iddialara bugüne kadar net, şeffaf ve tatmin edici bir yanıt verilmiş değil. Oysa böylesi bir dönemde en çok ihtiyaç duyulan şey açıklık ve güven tazelemesidir. Sessizlik, söylentileri bastırmaz; aksine büyütür.
Mersin iş dünyası bugün şu soruların cevabını arıyor:
Üyelik silme işlemleri hangi kriterlere göre yapılıyor?
NACE kodu değişiklikleri hangi mevzuata ve hangi gerekçelere dayanıyor?
Bu işlemler seçim sürecinden bağımsız, tamamen teknik kararlar mı?
MTSO gibi köklü bir kurumun en büyük sermayesi güvenilirliğidir. Seçim atmosferinde atılan her adım, yalnızca bugünün değil, yarının kurumsal hafızasını da şekillendirir.
Ekim ayına doğru giderken mesele sadece “kim kazanacak?” sorusu değil. Asıl mesele, Mersin iş dünyasının iradesinin ne kadar şeffaf ve adil bir zeminde sandığa yansıyacağıdır.
Cevap bekleyen sorular var. Ve bu sorular, görmezden gelinerek ortadan kalkmayacak kadar ciddi.
