Toplumları ayakta tutan yalnızca yasalar değildir.
Bazen bir söz, bazen bir sahne, bazen de bir hatırlatma…
En az güvenlik tedbirleri kadar etkili olur.
Geçtiğimiz günlerde Devlet Bahçeli ile Uraz Kaygılaroğlu arasında gerçekleşen telefon görüşmesi, tam da bu gerçeğin altını çizen anlamlı bir temas oldu. Yeraltı üzerinden verilen mesaj, aslında yalnızca bir diziye yönelik takdir değil; toplumun en kırılgan alanlarından biri olan gençliğe dair ortak sorumluluğun ifadesiydi.
Uyuşturucu meselesi yalnızca asayiş konusu değildir.
Bir operasyonla bitmez, bir cezayla çözülmez.
Bu mesele;
Ailede başlar, okulda büyür, sokakta şekillenir ve kültürde kök salar.
Tam da bu nedenle sanatın rolü büyüktür.
Bir dizide gösterilen gerçeklik, bazen yıllarca anlatılan konferanslardan daha güçlü etki bırakır. Genç, kendisini gördüğü hikâyeden etkilenir. Öğüt değil, örnek izler. İşte bu yüzden kültürel üretim, toplumsal mücadelede güvenlik güçlerinin görünmeyen destek hattıdır.
Siyasetin görevi kanun yapmak,
Devletin görevi korumak,
Ama toplumun görevi bilinç oluşturmaktır.
Bu üçü birleşmediğinde mücadele eksik kalır.
Sayın Bahçeli’nin görüşmede özellikle sosyal ve kültürel boyuta vurgu yapması, devlet aklının yalnızca cezalandırma değil, koruma refleksiyle hareket etmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Uyuşturucu ile mücadele, suçla değil; umutsuzlukla yapılan bir savaştır. Umudu güçlendirmeden başarı mümkün değildir.
Sanat burada bir eğlence değil, bir kalkan haline gelir.
Bir karakterin düşüşünü izleyen genç, kendi geleceğini görür.
Bir annenin gözyaşını gören toplum, sorumluluğunu hatırlar.
Bir hikâye, bazen bir hayat kurtarır.
Bu yüzden toplumsal meselelerde sanatçıyı yalnız bırakmak da, güvenlik güçlerini tek başına bırakmak kadar yanlıştır.
Topyekûn mücadele tam olarak budur:
Devlet iradesi + toplumsal bilinç + kültürel üretim
Gençliği korumak yalnızca polisiye bir tedbir değil, medeniyet meselesidir.
Çünkü gençliğini kaybeden toplum geleceğini kaybeder.
Uyuşturucuyla mücadele sadece yakalamak değil, yaklaştırmamaktır.
Ve unutulmamalıdır…
Bir ülkenin en güçlü sınırı, toprak çizgisi değil; gençlerinin karakteridir.
Bu anlamlı hassasiyet ve toplumsal farkındalığa verdiği önem dolayısıyla
Devlet Bahçeli’ye teşekkür ediyoruz.
