Son yıllarda lise müfredatında yer alan Türk Düşünce Tarihi ders kitaplarını incelediğimde, bir kez daha fark ediyorum ki; metinlerin içeriği, bizim kendi kültürümüzü ve düşünce dünyamızı ne kadar ihmal ettiğimizi gözler önüne seriyor. Kitaplar dikkatle okunduğunda, aslında bizim aydınımızı ve insanımızı nasıl bir hale düşürdükleri daha net ortaya çıkıyor.
Ne yazık ki, kendi kavramlarımızla, kendi düşünürlerimizle kendimizi anlatmakta büyük bir eksiklik yaşıyoruz. Çoğu zaman ya yanlış bilgiye sahibiz, ya eksik biliyoruz ya da tarihimizle ilgili temel konularda tamamen bilgisiz kalabiliyoruz. Bu durum, gençlerimizin kendi medeniyet mirasıyla bağ kurmasını ve özgüvenle dünyayı yorumlamasını zorlaştırıyor.
Oysa tarihimiz, kültürümüz ve düşünce geleneğimiz, sadece geçmişten kalan bir miras değil; geleceğe yol gösterecek bir rehberdir. Türk-İslam medeniyetimizin kökleri, bize özgü değerler ve düşünce zenginliği ile doludur. Fakat bugünkü eğitim sistemimizde bu zenginlik yeterince aktarılmıyor.
İşte bu noktada Milli Eğitim Bakanlığının gençlerimizin ufkunu açmak ve onları kendi medeniyet köklerinden yoğurmak için yürüttüğü çalışmalar büyük önem taşıyor. Bakanlık, sadece bilgi aktarmayı değil, gençlerimizin düşünce dünyasını geliştirmeyi ve onları kendi tarihleriyle buluşturmayı amaçlıyor. Bu çaba, geleceğin aydın, bilinçli ve kültürünü bilen bireylerini yetiştirmek için kritik bir adımdır ve kesinlikle takdir edilmelidir.
Eğitim, bir toplumun geleceğini inşa eden en güçlü araçtır. Bizler, bu sürecin sadece gözlemcisi değil, destekçisi olmalıyız. Gençlerimizin düşünce ve tarih bilincini güçlendirmek, onları medeniyet değerlerimizle tanıştırmak, aynı zamanda yeni ufuklar açmak hepimizin görevidir. Çünkü kökleri sağlam olan bir gençlik, kendi kimliğini doğru taşır, kültürünü ve değerlerini sahiplendiği gibi dünyaya da güvenle açılır.
Sonuç olarak, lise kitaplarını eleştirmek ve eksiklikleri görmek önemli; ama yetmez. Asıl önemli olan, çözüm odaklı yaklaşmak ve gençlerimizin ufkunu açacak adımlar atmaktır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konudaki çalışmaları desteklenmeli, takdir edilmeli ve teşvik edilmelidir. Bu, sadece eğitim politikası değil; geleceğe yatırım anlamına gelir. Çünkü bilinçli, kültürüne sahip çıkan gençler, Türkiye’nin yarınını inşa edecek en güçlü güçtür.
Batuhan Yurtsever
