Türkiye, bölgede artan gerilim ve İran’ı hedef alan saldırılar karşısında diplomasi trafiğini hızlandırdı. Yetkili kaynaklar, Ankara’nın önceliğinin ateşkesin sağlanması ve diyalog kanallarının açık tutulması olduğunu vurguladı.
Yapılan açıklamada, “Biz sulhün tarafındayız; kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz. Bilhassa mübarek Ramazan-ı Şerif’te yanı başımızda çatışma, savaş ve katliam görmek istemiyoruz” ifadelerine yer verildi.
İran’a yönelik saldırılarla ilgili Türkiye’nin tutumunun net olduğu belirtilerek, İran’ın Türkiye’nin komşusu olduğuna dikkat çekildi. 1639 tarihli Kasr-ı Şirin Antlaşması ile tesis edilen barış düzenine atıf yapılan açıklamada, İran halkının bölgedeki diğer halklar gibi Türkiye’nin kardeşi olduğu vurgulandı.

Yetkililer, gerekli müdahalelerin yapılmaması halinde çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Olası ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin ise küresel sistem açısından ağır maliyetler oluşturacağı ifade edildi. “Yangın daha fazla büyümeden söndürülmeli” değerlendirmesi yapıldı.
Cumartesi gününden bu yana yoğun diplomasi trafiği yürütüldüğü belirtilirken; Donald Trump, Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Şeyh Mişal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Muhammed bin Zayed Al Nahyan, Muhammed bin Selman, Ursula von der Leyen, Friedrich Merz ve Mark Rutte başta olmak üzere birçok liderle kapsamlı görüşmeler gerçekleştirildiği aktarıldı.
Görüşmelerde Körfez ülkelerine geçmiş olsun dileklerinin iletildiği, ayrıca savaşı durdurmak adına atılabilecek adımların ele alındığı bildirildi.
Türkiye’nin, ateşkes sağlanana ve bölgede yeniden sükûnet tesis edilene kadar her düzeyde diplomatik temaslarını sürdüreceği kaydedildi.
