Ortadoğu’da artan gerilim, bölgedeki siyasi ve askeri gelişmeleri yeniden gündeme taşıdı. Fatih Küpeli’ye göre, İran’daki rejimin kısa vadede devrilmesi şu aşamada mümkün görünmüyor.
Halk Tepkisi ve Ayrılıkçı Gruplar
Uzmanlar, rejimin devrileceği beklentisiyle yapılan çağrılara rağmen halkın geniş çaplı bir ayaklanma için sokaklara çıkmadığını vurguluyor. Özellikle önceki protestolarda çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesi, toplumun kitlesel kalkışmadan uzak durmasına neden oldu.
Bu durum, CIA ve Mossad gibi istihbarat örgütlerini, İran içindeki ayrılıkçı Kürt, Beluç ve Arap grupları üzerinden baskı oluşturma arayışına yönlendirdi. Ancak bu grupların da rejimin zayıfladığına dair güçlü işaretler olmadan büyük çaplı bir harekete geçmesi mümkün görünmüyor. Zira İran Devrim Muhafızları ve İran ordusu bölgede güçlü bir askeri varlık sürdürüyor.
Barzani ve Talabani İddiası
Bölgesel kaynaklara göre, eski ABD Başkanı Donald Trump, Irak Kürt siyasetinin önde gelen isimleri Mesut Barzani ve Celal Talabani ile temas kurarak İran’a kara saldırısı konusunda destek aradı. Ancak bu girişimlerin, yalnızca İran rejiminin ciddi zayıflama işaretleri göstermesi durumunda uygulanabilir olduğu belirtiliyor.
Türkiye İçin Provokasyon Uyarısı
Küpeli’ye göre bölgedeki gelişmelerin Türkiye açısından da dikkatle izlenmesi gerekiyor. Türkiye’yi savaşa çekmek için provokasyon olasılığı yüksek. Özellikle Hatay semalarında NATO sistemleri tarafından düşürüldüğü iddia edilen balistik füze olayı, bu çerçevede değerlendiriliyor. Uzmanlar, İran’ın doğrudan Türkiye’yi hedef almasının rasyonel bir seçenek olmadığını ifade ediyor.
Kara Harekâtı İhtimali Düşük
İran’da rejim değişikliğinin sağlanabilmesi için ABD ve İsrail’in doğrudan kara harekâtı düzenlemesi gerektiği belirtiliyor. Ancak bu tür bir operasyon hem yüksek maliyetli hem de başarı şansı düşük. Analistler, böyle bir harekâtın ikinci bir Vietnam Savaşı benzeri sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Olası Senaryo: Ateşkes ve Karşılıklı Zafer İlanı
Uzmanlara göre en muhtemel senaryo, çatışmaların bir süre devam etmesinin ardından ateşkes sağlanması. Bu durumda tarafların kamuoyuna kendi zaferlerini ilan etmesi bekleniyor.
Tahran yönetimi, “rejimin ayakta kaldığını ve saldırıların püskürtüldüğünü” öne sürecek.
Washington ve Tel Aviv yönetimleri ise “İran’ın nükleer tesisleri ve uzun menzilli füze kapasitesinin hedef alındığını” savunacak.
Ancak enerji kaynakları ve bölgesel nüfuz mücadelesi çözülmeden kalıcı barışın zor olduğu ifade ediliyor. Ateşkes sağlansa bile, bölgedeki aktörlerin bir sonraki büyük çatışmaya hazırlıklarını sürdürmesi ihtimali güçlü görülüyor.
