Ramazan: Rahmet programına yeniden dâhil olma fırsatı
Ramazan ayı, insanın sadece bedenini değil kalbini de terbiye ettiği ilâhî bir mekteptir. Bu ayda açlık ve susuzluk bir amaç değil, hakikate açılan kapıdır. Mümin için Ramazan; kendine dönme, hatalarını fark etme ve Rabbine yeniden yönelme fırsatıdır. Çünkü bu ay, dünyaya dalan kalbin ahireti hatırladığı, gafletin yerini rahmetin aldığı müstesna bir zaman dilimidir.
Dünyevî rahmete ermek; imanlı olmak ve imana uygun yaşamak demektir.
Uhrevî rahmete ermek ise günahlardan tövbe ederek iman üzere ölmek, kolay hesaba çekilmek ve nihayetinde af ve mağfiretle cennete girmektir.
İnsan, ebedî rahmet yurdu olan cennete ulaşmak için Allah Teâlâ’nın gönderdiği rahmet programını doğru anlamak zorundadır. Bu programın merkezinde Kur’ân-ı Kerîm, uygulama rehberi olarak Ramazan ayı ve yaşayan örnek olarak Peygamber Efendimiz (s.a.s.) vardır.
Ramazan; sadece aç kalınan bir zaman değil, ilâhî rahmete yeniden bağlanma mevsimidir.
Bu sebeple mümin için dört temel hedef vardır:
Cennete girmeyi gerçek bir mesele hâline getirmek
Kur’ân’dan en üst seviyede istifade etmek
Ramazanı rahmet bilip değerlendirmek
Peygamber Efendimiz’i hayatın merkezine almak
Cenneti dert edinmek
Her mümin cennete iman sayesinde girer. Fakat doğrudan girebilmek için iman, sâlih amel ve takvâ gerekir.
Bu üçü de kulun başarısı değil, Allah’ın lütfudur. Çünkü iman kalpte hidayetin yaratılmasıdır; sâlih amel ve takvâ ise o hidayetin korunmasıdır.
Nitekim Kur’ân’da:
“Sana gelen iyilik Allah’tandır.” (Nisâ 4/79)
Bize verilen en büyük nimet imandır. Ardından o imanı koruyan amel ve takvâ gelir.
Rabbimiz şöyle buyurur:
“İman eden ve sâlih amel işleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız.” (Nisâ 4/122)
Ve yine:
“Rabbinizden mağfirete ve genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun.” (Âl-i İmrân 3/133-134)
Cenneti dert edinen insanın hayatı değişir.
O kişi:
Ölümü uzak görmez
Günahı hafife almaz
İyiliği ertelemez
Sorumluluklarını geciktirmez
Çünkü bilir ki cennete girmek, cennetliklerin arasına katılmakla mümkündür:
“İman edip sâlih amel işleyenleri sâlihler arasına katarız.” (Ankebût 29/9)
“Ey huzura ermiş nefis… Kullarımın arasına gir ve cennetime gir.” (Fecr 89/27-30)
Bu yüzden mümin yalnız kalmamaya, sâlihlerle beraber olmaya çalışır. Kur’ân’ın emri açıktır:
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe 9/119)
Ramazan işte bu bilinci yeniden kazandırmak için gelir.
Unutulan hedefi hatırlatır, dağılan kalbi toplar ve kulun yönünü tekrar ahirete çevirir.
Hayırlı ve bereketli Ramazanlar diliyorum değerli okurlarım.
Nihal Taş
