Bazen bir unvan yalnızca bir plaket değildir. Bazen bir şehrin, bir ilçenin gururudur. Bazen de siyasetin sert rüzgârları o gururu kısa sürede tartışmanın merkezine taşıyabilir.
Almanya siyasetinin en tanınmış isimlerinden biri olan Cem Özdemir, 2015 yılında memleketi sayılan Karadeniz’in güzel ilçelerinden Pazar tarafından onursal hemşehri ilan edildi. Bu karar o günlerde ilçede büyük bir memnuniyetle karşılanmıştı. Yurt dışında önemli bir siyasi konuma yükselen Türk kökenli bir siyasetçinin başarısı, birçok kişi için gurur vesilesiydi.
Fakat siyaset, duyguların en hızlı değiştiği alanlardan biridir.
2016 yılında Almanya Federal Parlamentosu olan Bundestag’da kabul edilen ve 1915 olaylarını “Ermeni soykırımı” olarak tanıyan karar, Türkiye’de büyük bir tepki dalgası yarattı. Bu kararı destekleyen isimlerin başında ise Cem Özdemir geliyordu.
Özdemir’in parlamentoda yaptığı konuşmalar ve verdiği destek, Türkiye’de özellikle milliyetçi çevrelerde sert eleştirilere neden oldu. Tepkiler yalnızca sözlü eleştirilerle sınırlı kalmadı.
Pazar Belediyesi de aldığı kararla, bir yıl önce verdiği onursal hemşehrilik unvanını geri çekti.
Bir zamanlar gururla verilen unvan, kısa sürede siyasi bir tartışmanın sembolüne dönüştü.
Aslında bu olay bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor. Diasporada siyaset yapan Türk kökenli isimler çoğu zaman iki farklı dünyanın baskısı arasında kalıyor. Bir tarafta yaşadıkları ve siyaset yaptıkları ülkenin politik atmosferi, diğer tarafta köklerinin bulunduğu ülkenin tarihsel hassasiyetleri…
Bu dengeyi kurmak kolay değildir.
Fakat unutulmaması gereken bir başka gerçek daha vardır: Tarih, yalnızca parlamentoların aldığı kararlarla yazılmaz. Tarih aynı zamanda milletlerin hafızasında, toplumların vicdanında ve gelecek nesillerin değerlendirmelerinde şekillenir.
Pazar’ın verdiği ve sonra geri aldığı unvan belki küçük bir yerel karar gibi görülebilir. Ancak aslında bu olay, kimlik, aidiyet ve tarih tartışmasının küçük bir yansımasıdır.
Bazen bir plaket kaldırılır.
Ama o plaketin temsil ettiği tartışma yıllarca konuşulmaya devam eder.
Ve siyasetin en büyük gerçeği de budur:
Söylenen sözler ve alınan tavırlar, sadece o günü değil, yıllar sonrasını da etkiler.
Tülay Anlatıyor…
