Bugünün genç kuşağı belki adını çok sık duymadı…
Ama Türkiye’nin siyasi tarihinde dürüstlüğüyle iz bırakmış isimlerden biri vardı: Adnan Kahveci.
Siyasetin bugün sık sık tartışıldığı, güvenin sorgulandığı bir dönemde, geçmişte yaşanmış bazı örnekleri hatırlamak insanın içini hem hüzünle hem de umutla dolduruyor.
Adnan Kahveci, yalnızca bir siyasetçi değildi. O, devleti millet için çalışan bir akıl merkezi gibi gören, gece gündüz proje üreten bir devlet adamıydı. Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini yürüttüğü yıllarda Türkiye’nin ekonomik kalkınması için sayısız fikir ortaya koydu.
Bir gün kendisini Kartal’daki evinde ziyaret etmiştim. Bir bakanın evine gittiğinizi düşündüğünüzde aklınıza büyük konaklar, korumalar, gösterişli yaşamlar gelebilir. Oysa Kahveci’nin yaşadığı ev neredeyse bir memur lojmanı sadeliğindeydi. Gösterişten uzak, sade ve mütevazı bir hayat…
Onun çalışma azmini yakından görme fırsatı da bulmuştum. “Toprak Dede” olarak bilinen Hayrettin Karaca ve bilim insanlarıyla birlikte yaklaşık on gün boyunca Anadolu’nun meralarını dolaşmıştık. Çoğu zaman kamp kurarak, doğanın içinde… Amaç basitti: Türkiye’de hayvancılığı nasıl geliştirebiliriz?
Ortaya çıkan raporda çok net bir uyarı vardı:
Eğer meralar ıslah edilmezse Türkiye bir gün et konusunda dışa bağımlı hale gelebilirdi.
Bugün yaşananlara bakınca, o gün yapılan uyarıların ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Ama Adnan Kahveci’yi farklı kılan yalnızca çalışkanlığı değildi.
Onu farklı yapan şey dürüstlüğüydü.
Genellikle makam aracı kullanmaz, çoğu yere kendi arabasıyla giderdi. Şeffaf bir karaktere sahipti. İnsanlar onun hakkında konuşurken hep aynı ifadeyi kullanırdı:
“Bardaktaki su gibi temiz bir insan.”
Bir gün beni aradı.
Sesinde alışık olmadığım bir kararlılık vardı.
“Yalova’da biri benim rüşvet aldığımı söylüyormuş. Şimdi Yalova’ya gidiyorum. Bu iftiranın hesabını soracağım. Gelin siz de tanık olun.” dedi.
Yola çıktık. Direksiyonda yine kendisi vardı.
Kısa bir araştırmadan sonra o kişiyi bir kahvehanede bulduk. Oyun oynuyordu. Kahvehaneye girip yanına yaklaştık. Kahvedeki herkes bir anda sessizleşti.
Adnan Kahveci yüksek sesle konuştu:
“Benim rüşvet aldığımı söylüyormuşsun. Şimdi anlat bakalım… Kimden rüşvet almışım?”
Adamın rengi bir anda bembeyaz oldu. Elleri titremeye başladı.
Kekeleyerek cevap verdi:
“Ben böyle bir şey söylemedim. Sadece eleştirdim. Siz çok dürüst bir siyasetçisiniz. Eğer bir hata yaptıysam affedin. Bir daha aleyhinizde konuşmayacağım.”
Kahvehanedeki insanlar bu tabloyu sessizce izliyordu.
Biz ayrılırken içeridekiler ayağa kalktı ve bakanı alkışladı.
Çünkü o gün insanlar yalnızca bir bakana değil, onurunu koruyan bir devlet adamına şahit olmuştu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu görüyoruz:
Türkiye, siyaset sahnesinde birçok isim gördü. Ama bazıları vardır ki sadece görev yapmaz; iz bırakır.
Adnan Kahveci de o isimlerden biriydi.
Temiz siyasetin, dürüst devlet adamlığının ve millete adanmış bir hayatın simgesi olarak hafızalarda kaldı.
Bu dünyadan tertemiz bir Adnan Kahveci geçti.
Mekânı cennet olsun.
Ruhu şad olsun.
Mehmet Açık
