Ülkemizin dört bir yanında yaşananlar, sokaklarda, meydanlarda, hatta evlerimizin içinde bizlere bir gerçekliği gösteriyor: Özgürlük her yerde eşit değil, mağduriyet de bazı bölgelerde sessizce büyüyor.
İstanbul – Halay ve Düğün Özgürlüğü
Sen, İstanbul’un ortasında Kürtçe müzik eşliğinde saatlerce düğün yapabiliyor, halay çekebiliyorsun. Trafik duruyor, kimse sesini kısmıyor, kimse dur diyemiyor.
Peki ben, Hakkari’nin ortasında kemençe ile saatlerce horon oynayabiliyor muyum? Dağlar yankı yapıyor ama baskılar, gözler, sorgular… özgürlüğün tadı burada sadece hayal.
İzmir – Slogan ve Yasak
Sen, İzmir’in ortasında “Biji Serok Apo” diye bağırabiliyorsun. Gösteri serbest, meydan senin.
Peki ben, Diyarbakır’ın ortasında “Beyaz Toros” diye bağıra biliyor muyum? Tarih sayfaları hatırlatıyor; bazı sözler ve isimler bizim için yasak. Kim özgür, kim susturulmuş?
Ankara – Bayrak ve Marş
Sen, Ankara’nın ortasında Kürtçe marşlar eşliğinde PKK paçavrası sallayabiliyorsun.
Peki ben, Şırnak’ın ortasında Türk marşları eşliğinde Türk bayrağı sallayabiliyor muyum? Bayrak sadece resimlerde mi var? Yoksa gerçek meydanlarda mı yasak?
Bursa – Ticaret Özgürlüğü
Sen, Bursa’nın ortasında işyeri açıp, ticaret yapabiliyorsun. Para kazanmak, iş kurmak serbest…
Peki ben, Mardin’in ortasında işyeri açıp, ticaret yapabiliyor muyum? Bürokrasi, engeller, önyargılar… özgürlük, eşitlik sadece sözde kalıyor.
Antalya – Savunma ve Tartışma
Sen, Antalya’nın ortasında Abdullah Öcalan’ı savunabiliyorsun.
Peki ben, Van’ın ortasında Mahmut Yıldırım’ı (Yeşil) savunabiliyor muyum? Tarih farklı, bakış açısı farklı, fakat aynı ölçekteki haklar neden eşit değil?
Kaçak ve Yasadışı İşlemler
Sen kaçak elektrik kullanıyor, arazi parası alıyor, kaçakçılık yapıyorsun.
Peki ben, senin bu yaptıklarını yapabiliyor muyum? İşte burada adalet ve özgürlük arasındaki fark gözler önüne seriliyor.
Özgürlük bir taraf için ayrıcalık, diğer taraf için hayal kırıklığı haline gelmiş.
Mağdur olan, kendi hakkını savunmak isteyen halk; özgür olan ise kuralları ve yasaları kendi lehine esnetenler. Bu tabloyu görmek için büyük bir şehirde olmaya gerek yok. Küçük bir köyde, bir şehirde ya da dağ başında da aynı adaletsizlik yaşanıyor.
Bugün biz soruyoruz: Hangimiz gerçek anlamda mağdur? Hangimiz özgür?
Cevap net: Özgürlük ve hak, yalnızca kimseye zarar vermeyenlerin değil, hakkını arayanların da hakkıdır. Halkın sesi burada yükseliyor, sokaklarımızda yankılanıyor ve duyulması gerekiyor.
Artık söz sadece meydanlarda değil, her köşe başında, her evin içinde, her kalpte yankılanmalı. Mağdurun sesi susturulamaz; özgürlük, ayrıcalık değil, eşitlik olmalı.
Halkın Sesi
