Yazımız bugün 2 ana başlık altında akacak…
Doğal olarak en aktüel ve en sansasyonel olandan başlayacağım;
Birinci ana başlık; Kabine revizyonuna ne oldu?..
Geride bıraktığımız kısa zaman dilimi içinde ben de dahil olmak üzere Ankara kulislerini kovalayan pek çok gazeteci arkadaşım olası Kabine revizyonu hakkında haberler kaleme aldı. Hangi Bakanlar gidici, hangi Bakanlar kalıcı? Kabineye girecek yeni isimler kimler olabilir?.. Saray kulislerine dayandırılan iddialar gündeme geldi. İktidar cenahından gelen son bilgilere bakılırsa kabine revizyonu bir süreliğine beklemeye alındı. Neden peki?.. “Aile içi anlaşmazlık var”mış… AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a yakın kaynaklardan duyduğuma göre, Bilal Erdoğan’ın yeni kabine listesine çok müdahil olması büyük sıkıntı yaratmış. En başta Berat Albayrak, isyan bayrağını çekmiş ve “ benim Bakanlarıma dokunamazsınız” demiş. Kaynağımın ifadelerini aynen aktarıyorum;
“Bilal Erdoğan, Kabinenin neredeyse tamamını kendine göre dizayn etmeye kalkışınca kavga çıktı. O yüzden reis kabine değişikliklerini bir süre beklemeye aldı. Bilal Erdoğan’a da ‘sen bir süre kenara çekil, bu işlerden uzak dur ve karışma’ dedi. Bilal Erdoğan, bugünlerde çalışmalarında ağırlığı tamamen teşkilat işlerine verdi.”
*
İkinci ana başlık; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dünkü konuşmasında bilerek veya bilemeyerek atladığı stratejik konu. Ve alt başlık da; MHP’nin bu hafta sonu Antalya’da gireceği kampta gündeme düşeceği iddia edilen (Balgat kulislerinden) olası bomba haberler…
Hareketin lideri Devlet Bahçeli, dün Meclis grubunda can alıcı konulara değindi. Kısaca hatırlayacak olursak;
“Bugünün mücadelesi sadece füze ve uçak meselesi değildir. Yarının çatışma sahaları su, gıda, enerji, altyapı ve lojistik hatları üzerinden şekillenecektir” dedi.
Eyvallah!..
“…Toprağı vatan yapan sadece müdafaa değil; aynı zamanda imardır, ihyadır. Üreten, eken, biçen; alın teriyle bereketlendiren ellerdir. Ekilip biçilen, üretimle zenginleşen, nesilden nesile aktarılarak aidiyet kazanan toprak ise vatan olma vasfını her geçen gün yeniden teyit eder. Türk milleti, tarih boyunca pek çok badire atlatmıştır. Kıtlık zamanında duruşunu yitirmeyen, yoklukta direncini kaybetmeyen; toprağını namusu bilen, namusunu son nefesine kadar muhafaza eden büyük bir millettir. Günümüz dünyasında bir millete diz çöktürmenin tek yolu işgal değildir. Dışa bağımlı hale gelen millet, diz çökmüş demektir.
Çiftçisi tarlasını terk etmişse, köylüsü bağını dağıtmışsa; devlet, üreticisini kaybetmişse diz çökmüş, çocuklarının sofrasını başkasının denetimine bırakmış demektir. Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet, hür değildir. Bu nedenle gıda güvenliği, doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir. Tarım meselesi, ertelenebilecek bir yatırım kalemi değildir. Gıda güvenliği, tali bir politika başlığı değildir ” dedi.
Eyvallah!..
Pekii… Kutsal vatan topraklarımızın zenginliği sadece ekip- biçmek için çok verimli olmasıyla mı sınırlı?.. Devlet Bahçeli, çok önemli bir şey daha dedi;
“Hudutta sipere koşan Mehmetçiğimiz ile tarlasında ekin nöbeti tutan çiftçimiz birdir. Biri vatan toprağını korur, diğeri topraktan hayat bulur.”
Toprağın hayat bulması!..
Yıllardır, bıkıp usanmadan başta toryum olmak üzere nadir toprak elementleri zenginliğimize ve ülkemiz üzerinde oynanan vahşi oyunlara dikkat çekmeye çalışıyorum. Milli İstihbarat Akademisi’nden Dr. Celal Erbay’ın AA Analiz için kaleme aldığı “Türkiye’nin nadir toprak elementleri stratejik olarak neden önemli?” başlıklı yazısının sadece sonuç bölümünden;
“Türkiye, sahip olduğu 694 milyon tonluk NTE rezerviyle yenilenebilir enerji dönüşümünde ve düşük karbonlu teknolojilerde liderlik potansiyeline sahiptir. Rüzgar türbinleri ve elektrikli araç sektörlerinde artan kalıcı mıknatıs ve NTE talebi, Türkiye’nin bu alandaki stratejik önemini daha da artırıyor. 2035’e kadar her iki sektörde de NTE kullanımından kaynaklanan toplam maliyetin 2 milyar doları aşabileceği öngörülüyor. Ancak Türkiye’nin yerli üretim kapasitesini artırmasıyla bu maliyetlerin büyük bir kısmını azaltarak hem yerli sanayiye hem de küresel pazara katkı sağlaması bekleniyor. Bu doğrultuda, Türkiye’nin NTE kaynaklarını etkin bir şekilde değerlendirmesi, enerji güvenliği, ekonomik kalkınma ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacaktır.”
MHP Genel Başkanı, hareketin lideri Devlet Bahçeli’ye soruyorum;
Neden bu çok stratejik konuya değinmediniz?.. Bilerek mi yoksa bilmeyerek mi göz ardı ediyorsunuz?
*
MHP’nin hafta sonu Antalya’da “üretken belediyecilik” vizyonunun ele alınacağı kampı var. İçerde ele alınacak başlıca konular hakkında Bahçeli’ye yakın bir kaynağım şu bilgileri verdi;
“Ana hatlarıyla iki konu üzerinden açıklama yapılmasını bekliyoruz. Bunlardan birincisi; son dönemde artık partide can sıkan konuların son bulması için yapılacak. Yeni dönemde MHP’nin nasıl bir yapı ile yola devam edeceğini anlatılacak.
İkinci konu ise; ara ara gündeme gelen Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki revizyon. Devlet bey, bunun bir an önce yapılmasını istiyor. Uzun zamandır partili Cumhurbaşkanı konusunda rahatsız. Bunun çözüme kavuşturulmasını istiyor. Bu noktada toplantılardan bir formül çıkar mı?.. Bilinmiyor, söylenmiyor. Siyasal sistem konusunda yapılması gerekenleri anlatacağı söyleniyor. Özellikle denetim mekanizmalarının çalıştırılması, bu anlamda TBMM’nin güçlendirilmesi önemli. Bu sistemden geri dönülemeyeceği için yapılması gerekenlerin bir an önce yapılmasını istiyor. Bu anlamda Türkiye’nin geleceğini belirleyen bu sistemde kimsenin vazgeçilmez olduğu kanaatinde.”
*
Yazıyı, yargı kulislerinden gelen bir iddia ile noktalayalım;
Başta Ankara olmak üzere bazı büyükşehirlerde “kooperatif operasyonları” yapılacağı konuşuluyor.
