Gazeteci Yazar Mehmet Açık
Bir sabah uyandık… Sandıkta seçilen üç belediye başkanının gözaltına alındığı haberiyle karşılaştık.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Güzel ülkemde neler oluyor? Kime güveneceğiz?
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer’in gözaltına alınması, siyasi tartışmanın da ötesinde önemli bir hukuk ve demokrasi tartışmasını beraberinde getirdi.
CHP Mersin İl Başkanı Koral Ömür, operasyonun ardından yaptığı açıklamada, yaşananları “demokrasiye ve Mersinlilerin helal oylarına açık bir müdahale” olarak nitelendirdi. CHP cephesi, belediye başkanlarının halkın oylarıyla göreve geldiğini belirterek operasyonun hukuki ve siyasi boyutunun sorgulanması gerektiğini savundu.
Peki, bu tartışmanın neresindeyiz?
Öncelikle şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Bir belediye başkanı hakkında ciddi iddialar varsa elbette soruşturma yürütülmelidir. Hiç kimse makamı, unvanı veya siyasi kimliği nedeniyle hukukun dışında tutulamaz.
Fakat bunun kadar önemli başka bir ilke daha var:
Soruşturma başka, suçluluk başka.
Gözaltı bir hüküm değildir. İddia, kesinleşmiş gerçek anlamına gelmez. Nihai kararı verecek olan makam bağımsız ve tarafsız yargıdır.
Tam da bu nedenle bugün hepimizin sorması gereken soru, “Hangi partiden?” değil, “Hukuk herkese eşit mi uygulanıyor?” sorusudur.
Bugün bir siyasi partinin belediye başkanları hakkında yürütülen soruşturmaya sevinenler, yarın aynı yöntem kendilerine yakın bir isim için uygulandığında ne diyecek?
Hukuk, siyasi kimliğe göre değişirse toplumun adalete olan güveni de yara alır.
Mersin’de yaşanan süreç bütün yönleriyle aydınlatılmalıdır. İddialar varsa delilleri ortaya konulmalı, savunmalar alınmalı ve yargı süreci şeffaf biçimde işletilmelidir.
Çünkü demokrasi yalnızca sandık günü oy kullanmak değildir.
Demokrasi; sandıkta ortaya çıkan iradenin, hukuk devleti ilkeleri içinde korunmasıdır.
Gazetecilere düşen ise taraf tutmak değil, gerçeğin peşinden gitmektir. Kim suçlu, kim masum sorusunun cevabını gazeteci değil, hukuk verecektir.
Bizim görevimiz ise sormaya devam etmek:
Güzel ülkemde neler oluyor?
Ve en önemlisi… Kime değil, hangi ilkeye güveneceğiz?
Cevap basit:
Hukuka, adalete ve gerçeğe.
Çünkü makamlar değişir, iktidarlar değişir, siyasi dengeler değişir.
Ama hukuk ayakta kalırsa devlet ayakta kalır.
