Siyasi Partilerde Değişmesi Gereken Asıl Sistem
Yazan: Gölge Adam
Demokrasiyi konuşurken çoğu zaman gözümüz seçim sandığına çevrilir. Oysa asıl soru şudur:
Siyasi partilerin kendi içinde demokrasi ne kadar işliyor?
Bugün Türkiye’deki büyük siyasi partilere baktığımızda yöntemler farklı görünse de sonuç çoğu zaman aynıdır.
Bir partide il başkanları “görevden alınmış” görüntüsü verilmemesi için aflarını ister. Bir başka partide genel merkez doğrudan görevden alma kararı verir. Bir diğerinde ise merkez yönetimi değişiklik yapar ve yeni atamalar gerçekleştirir.
Yöntemler farklı olabilir; ancak ortak nokta dikkat çekicidir:
Kararlar büyük ölçüde genel merkezlerde alınır.
Peki tabanın, delegelerin, üyelerin veya teşkilatların bu süreçte etkisi ne kadardır?
İşte tartışılması gereken konu tam da budur.
Türkiye’de siyasi partiler, demokrasiyi savunan kurumlar olarak görülür. Ancak kendi iç işleyişlerinde üyelerin söz sahibi olduğu mekanizmaların ne kadar etkin olduğu yıllardır tartışma konusudur.
İl başkanları, ilçe başkanları ve birçok yönetici çoğu zaman üyelerin doğrudan tercihinden ziyade genel merkezlerin takdiriyle belirlenmektedir. Bu durum yalnızca bir partiye özgü değildir. Farklı siyasi partilerde uygulama biçimleri değişse de merkezi karar alma anlayışının yaygın olduğu yönünde eleştiriler bulunmaktadır.
Demokrasi yalnızca seçimden seçime sandığa gitmek değildir.
Demokrasi; katılım, şeffaflık, hesap verebilirlik ve tabanın iradesinin karar alma süreçlerine yansımasıdır.
Bir siyasi parti kendi içinde bu ilkeleri ne kadar yaşatabiliyorsa, ülke yönetiminde de bunları uygulama konusunda o kadar güçlü bir örnek oluşturabilir.
Bu noktada en önemli tartışma başlıklarından biri de Siyasi Partiler Kanunudur.
Siyasi Partiler Kanunu, yıllardır parti içi demokrasinin önündeki en önemli tartışma alanlarından biri olarak gösterilmektedir. Üyelerin daha fazla söz sahibi olduğu, adayların ve yöneticilerin daha katılımcı yöntemlerle belirlendiği bir sistem, hem siyasete duyulan güveni artırabilir hem de temsil gücünü güçlendirebilir.
Demokrasiyi güçlendirmek istiyorsak, bunun yolu önce siyasi partilerde demokratik işleyişi güçlendirmekten geçer.
Çünkü demokrasinin gerçek sınavı, yalnızca sandıkta değil; siyasi partilerin kendi içinde de verilir.
Ve belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Türkiye’de önce siyasi partiler mi demokratikleşmeli ki, demokrasi toplumun her alanında daha güçlü hissedilebilsin?
— Gölge Adam
