Son yıllarda sıkça karşılaştığımız bir söylem var:
“Ben Türk değilim, benim kimliğimi tanıyın.”
Bu cümle, ilk bakışta bir hak arayışı gibi sunulsa da, aslında çok daha derin ve hassas bir meseleyi gündeme getiriyor: Devlet, millet ve vatandaşlık bağı.
Türkiye Cumhuriyeti, etnik kökenlere göre değil; vatandaşlık bağına göre tanımlanmış bir devlettir. Bu topraklarda yaşayan herkes, ortak bir üst kimlik altında birleşir: Türk milleti. Bu ifade bir ırk tanımı değil, bir aidiyet ve vatandaşlık tanımıdır. Nitekim bu anlayış, ülkenin kurucu felsefesinin de temel taşlarından biridir.
Peki biri çıkıp “Ben Türk değilim” dediğinde ne olur?
Bu noktada mesele bireysel duygu ve düşüncelerin ötesine geçer. Çünkü vatandaşlık, sadece bir kimlik kartı değil; aynı zamanda bir sorumluluk, bir bağlılık ve ortak kader birliğidir. Devletin sunduğu haklardan faydalanırken, o devletin temel kimliğini reddetmek, ciddi bir çelişkiyi de beraberinde getirir.
Elbette herkesin kendini farklı hissedebilme, farklı kökenlere sahip olma hakkı vardır. Ancak bu durum, ortak milli kimliği reddetme noktasına geldiğinde, toplumsal birlik ve beraberliği zedeleyen bir boyut kazanır.
“Ben Türk değilim” diyen birine verilecek cevap, öfke ya da dışlama değil; hukukun ve devletin tanımladığı gerçeklik olmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, bir tercihten öte, bir aidiyet sözleşmesidir. Bu sözleşmeyi reddeden bir anlayış, doğal olarak bu aidiyetin sunduğu hakları da sorgulamak durumundadır.
Burada asıl mesele şudur:
Birlik mi, ayrışma mı?
Tarih boyunca güçlü devletler, ortak kimlik etrafında birleşebilen toplumlar sayesinde ayakta kalmıştır. Kimlik tartışmalarının ayrıştırıcı değil, birleştirici bir zeminde yürütülmesi gerekir. Aksi halde bu söylemler, dış güçlerin de işine yarayan bir kırılma hattına dönüşür.
Sonuç olarak;
Bu topraklarda yaşayan herkes, farklı köklerden gelse bile aynı bayrağın altında, aynı kaderi paylaşmaktadır. Bu gerçeği yok saymak, sadece bireysel bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal bir risktir.
Kimlik arayışı elbette haktır.
Ama bu arayış, ortak milli kimliği reddetme noktasına geldiğinde, artık bir hak değil; bir ayrışma projesine dönüşür.
Mehmet Açık
