Türkiye bugün yalnızca ekonomik, sosyal veya siyasi sorunlarla değil; aynı zamanda devletin temel yapısı, vatandaşlık anlayışı ve Cumhuriyetimizin kuruluş değerleri üzerinden yürütülen tartışmalarla da karşı karşıyadır.
Böyle dönemlerde herkesin bir kez daha nerede durduğunu açıkça ortaya koyması gerekir.
Benim durduğum yer nettir:
Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Bu anlayış herhangi bir vatandaşımızı dışlamak anlamına gelmez. Tam tersine, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarını ortak bir hukuk ve vatandaşlık çatısı altında eşit kabul etmek anlamına gelir.
Kürt vatandaşlarımız da Türk vatandaşlarımız gibi bu Cumhuriyetin eşit ve onurlu vatandaşlarıdır. Onların haklarını, özgürlüklerini ve demokratik taleplerini konuşmak başka bir meseledir; terör örgütlerini milletimizin temsilcisi gibi göstermek bambaşka bir meseledir.
PKK, Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi değildir.
Türkiye’nin en önemli ihtiyacı, vatandaşlarımızın etnik kimlikleri üzerinden birbirine karşı konumlandırılması değil; herkesin hukuk önünde eşit olduğu güçlü bir demokratik hukuk devletinin daha da güçlendirilmesidir.
CUMHURİYET PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR
Siyasi iktidarlar gelir, değişir ve gider. Partiler kurulur, büyür, küçülür veya tarih sahnesinden çekilir.
Fakat devletin temel yapısı ve Cumhuriyetin kuruluş iradesi günlük siyasi hesapların konusu haline getirilmemelidir.
Anayasa’nın değiştirilemez hükümleri bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Anayasa’nın ilk dört maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini güvence altına alan hükümler olarak bizim için kırmızı çizgidir.
Cumhuriyet pazarlık konusu değildir.
ATATÜRK’ÜN EMANETİ
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, yalnızca geçmişimizin bir hatırası değildir. O Cumhuriyet, geleceğimizin de teminatıdır.
Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük miras; bağımsızlık, millî egemenlik, akıl ve bilimin rehberliğinde çağdaşlaşma ve millet iradesine dayanan Cumhuriyet anlayışıdır.
Bugün Atatürk’ü tartışmanın değil, onun kurduğu Cumhuriyetin temel değerlerini yaşatmanın zamanıdır.
Atatürk’ün mirası sahipsiz değildir.
BİZİ BÖLEMEYECEKLER
Türkiye’nin farklılıkları vardır. Bu farklılıklar bizim zenginliğimizdir.
Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Çerkes’iyle, Laz’ıyla ve diğer bütün vatandaşlarıyla Türkiye bizim ortak vatanımızdır.
Kimse diğerinden daha fazla vatandaş değildir.
Hepimiz aynı Cumhuriyetin vatandaşlarıyız.
Bu nedenle etnik kimlikler üzerinden yeni ayrışma duvarları örmek yerine, ortak vatandaşlık bilincini güçlendirmeliyiz.
Teröre karşı mücadele ederken vatandaşlarımızın demokratik haklarını korumak; vatandaşlarımızın haklarını savunurken de teröre ve şiddete taviz vermemek mümkündür.
Bence Türkiye’nin ihtiyacı olan tam olarak budur.
SÖZÜMÜZ NET
Biz bu ülkenin birliğini, beraberliğini ve bağımsızlığını savunmaya devam edeceğiz.
Üniter devlet yapısından, millî egemenlikten, Cumhuriyetin temel değerlerinden ve Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti idealinden vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü biliyoruz ki;
Devlet güçlü olacak, hukuk üstün olacak, vatandaş eşit olacak, Cumhuriyet yaşayacak.
Bizim mücadelemiz herhangi bir vatandaşımıza karşı değildir.
Bizim mücadelemiz; ayrıştırmaya, teröre, şiddete, hukuksuzluğa ve Türkiye’nin ortak geleceğini zayıflatacak her türlü anlayışadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine güveniyoruz.
Çünkü bu millet, en zor zamanlarda bile birliğini korumayı başarmış büyük bir millettir.
Ve bizler, bu büyük emaneti gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye olarak bırakmak zorundayız.
Üniter devletten, Cumhuriyet’ten, millî egemenlikten ve Atatürk’ün mirasından asla vazgeçmeyeceğiz.
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Mehmet Açık
Uluslararası Turan Kızılelma Teşkilatı Genel Başkanı
