Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet’in şehrin girişine kazandırmayı planladığı 60 bin metrekarelik dev proje, şüphesiz ki Osmaniye adına heyecan verici ve vizyoner bir adımdır. Dünya markalarının bu alana çekilmesi, şehrin ticari ve sosyal anlamda cazibe merkezi haline gelmesi; istihdamdan turizme, şehir imajından ekonomik hareketliliğe kadar birçok alanda önemli kazanımlar sağlayacaktır. Bu yönüyle projeyi alkışlıyor, ortaya konan vizyonu kıymetli buluyorum.
Ancak bir gerçeği de göz ardı edemeyiz: Büyük projeler, küçük ama hayati sorunların gölgesinde kaldığında hak ettiği değeri bulamaz.
Bu yazıyı bir eleştiri metni olarak değil; samimi bir gözlem ve iyi niyetli bir değerlendirme olarak görmek gerekir. Çünkü mesele sadece bir proje değil; mesele, şehrin bütüncül bir şekilde kalkınmasıdır.
Kısa süre önce, Uluslararası Turan Kızılelma Teşkilatı Genel Başkan Vekili Fatih Küpeli’nin misafiri olarak Osmaniye’ye geldiğimde, özellikle ara sokaklarda ve mahalle aralarında gördüğüm manzara beni gerçekten üzdü. Şehrin merkezinde planlanan büyük projeler kadar, arka planda kalan bu alanların da aynı özenle ele alınması gerektiği çok açık.
Bugün Osmaniye’de vatandaşın önceliği nettir: Yaşam kalitesi.
Günlük hayatı doğrudan etkileyen sorunlar çözülmeden, geleceğe dönük yatırımların toplumda karşılık bulması zorlaşmaktadır.
Şehrin birçok noktasında yolların durumu hâlâ ciddi bir problem olarak karşımızda duruyor. Araç kullanmak çoğu zaman bir konfor değil, bir mücadeleye dönüşüyor. Çukurlar, bozuk asfaltlar ve düzensiz yamalar, hem sürüş güvenliğini tehdit ediyor hem de vatandaşın cebine ek yük getiriyor. Araçlarda oluşan hasarlar, artan bakım masrafları ve zaman kaybı, halkın sabrını zorlayan unsurlar arasında yer alıyor.
Bununla birlikte altyapı meselesi, belki de en kritik başlıklardan biri. Zaman zaman yaşanan lağım sızıntıları, kötü kokular ve özellikle yağış sonrası değişen su kalitesi, sadece konfor değil aynı zamanda sağlık açısından da ciddi soru işaretleri doğuruyor. Musluktan akan suyun güven vermemesi, bir şehir için kabul edilebilir bir durum değildir.
Tüm bu gerçekler ortadayken, vatandaşın öncelik sıralaması da doğal olarak değişiyor. İnsanlar önce güvenli yollar, temiz su ve sağlam altyapı istiyor. Çünkü bunlar bir lüks değil, temel ihtiyaçtır.
Sayın Başkan, burada asıl mesele projeye karşı olmak değil; aksine, bu tür projelerin çok daha güçlü bir zemine oturmasını sağlamaktır. Çünkü siz ne kadar büyük bir vizyon ortaya koyarsanız koyun, eğer vatandaş günlük yaşamında sıkıntı yaşıyorsa, o vizyonun etkisi sınırlı kalır.
Bu noktada belediye yönetimindeki iç iletişim de büyük önem taşıyor.
Sahadaki gerçekler size ne kadar doğru ve eksiksiz aktarılıyor?
Başkan yardımcılarınız ve teknik ekipleriniz, bu sorunları yeterince gündeme getiriyor mu?
Yönetim kadrolarının en önemli görevi, sadece yapılan projeleri anlatmak değil; yapılması gerekenleri de cesaretle dile getirmektir. Gerçekleri saklamak ya da ertelemek, kısa vadede konfor sağlasa da uzun vadede sorunları büyütür.
Osmaniye’nin ihtiyacı olan şey, vizyon ile gerçekliğin dengeli bir şekilde buluşturulmasıdır. Büyük projeler elbette yapılmalı; ancak bu projeler, şehrin temel sorunları çözüldükten sonra çok daha anlamlı hale gelir. Aksi halde, halkın zihninde “öncelik” tartışması kaçınılmaz olur.
Unutulmamalıdır ki; bir şehrin değeri sadece vitrin projeleriyle değil, arka plandaki düzeniyle ölçülür.
Temiz sokaklar, sağlam yollar, güvenilir altyapı ve kaliteli hizmet… İşte bunlar, bir şehri gerçekten yaşanabilir kılan unsurlardır.
Sayın Başkan, gelin bu süreci bir fırsata dönüştürelim.
Önce Osmaniye’nin kronikleşmiş sorunlarını masaya yatıralım.
Kısa, orta ve uzun vadeli bir yol haritası oluşturalım.
Şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşalım.
Halkın beklentisini doğru okuyup, çözüm odaklı bir yönetim anlayışı sergilediğinizde; sadece projeleriniz değil, liderliğiniz de daha güçlü bir şekilde karşılık bulacaktır.
Ayrıca istişare kültürünün güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Sivil toplum kuruluşları, mahalle temsilcileri, esnaf ve vatandaşlarla daha sık bir araya gelinmeli; sorunlar doğrudan sahadan dinlenmelidir. Çünkü masa başında hazırlanan planlar, sahadaki gerçeklerle örtüşmediğinde başarı şansı azalır.
Osmaniye hepimizin.
Bu şehri güzelleştirmek de, yaşanabilir kılmak da ortak sorumluluğumuzdur.
Son söz olarak;
Yollar düzelmeden vizyon ilerlemez, altyapı tamamlanmadan gelecek kurulmaz.
Önce temel sağlam olacak ki, üzerine kurulan her hayal dimdik ayakta kalabilsin.
Benden söylemesi…
Mehmet Açık
