Siyaset bazen kürsüde söylenen sözlerle değil, halkın arasına karışıldığında, esnafın soruları karşısında ve vatandaşın derdi dinlenirken gösterilen tavırla ölçülür. Mersin’de Karar Parti Genel Başkanı Yaşar Aydın’ın ortaya koyduğu tablo, işte tam da bu açıdan dikkat çekiciydi.
Karar Parti Genel Başkanı Yaşar Aydın, Mersin il kongresi dolayısıyla Mersin’deydi. Genel başkanın yanı sıra genel merkez ekibinin de katılımıyla şehirde yoğun bir siyasi hareketlilik yaşandı. Ev sahipliğini Karar Parti Mersin İl Başkanı Nesim Değer’in yaptığı programda kongre hazırlıkları ve siyasi çalışmalar ön plandaydı. Eski Adana İl Başkanı Hasan Basri Hatipoğlu’nun eşiyle birlikte katılması ve Adana basınının da programda yer alması, buluşmaya ayrı bir anlam kattı.
Ancak benim açımdan bu ziyaretin asıl dikkat çekici tarafı, yalnızca bir kongre organizasyonu ya da siyasi buluşma olması değildi. Asıl mesele, verilen mesajlar, kullanılan dil ve halkla kurulan ilişkiydi.
SÖZÜNÜ SAKINMADAN KONUŞTU
Yaşar Aydın’ın konuşmasında kendinden emin, sert ve kararlı bir üslup vardı. Söylediklerini süsleyerek değil, doğrudan ifade etmeyi tercih etti.
“Ben milliyetçi, ben dinci, ben solcu, ben Kürtçü, ben Türkçü değilim. Ben insan odaklı siyaset yapıyorum.” mesajı, konuşmasının öne çıkan bölümlerinden biriydi.
Bu yaklaşım, siyaseti kimlikler üzerinden ayrıştırmak yerine insan onuru, adalet ve ortak yaşam temelinde yürütme iddiasını ortaya koyuyordu.
Elbette siyasette söz söylemek kadar, o sözün gereğini yerine getirmek de önemlidir. İnsan odaklı siyaset iddiası, ancak toplumun her kesiminin hakkını gözetmekle, adalet karşısında ayrım yapmamakla ve vatandaşın sorunlarına çözüm üretmekle anlam kazanır.
ESNAFIN SORULARI, HALKIN BEKLENTİLERİ
Program sırasında esnaf Cihan Özer’in sorularını yanıtlayan Yaşar Aydın, vatandaşların sorunları ve beklentileri üzerine de değerlendirmelerde bulundu.
Siyasetçinin gerçek sınavı, kendisini alkışlayan kalabalıkların önünde değil; geçim sıkıntısı yaşayan esnafın, geleceğinden endişe eden gencin, hakkını arayan vatandaşın karşısında verdiği cevaplarda başlar.
Çünkü vatandaş artık yalnızca vaat duymak istemiyor. Ekonomik sıkıntılarına çözüm, adalet konusunda güven, yönetenlerden samimiyet ve verdiği sözlerin arkasında duran bir siyaset anlayışı bekliyor.
Mersin’deki buluşmada dikkatimi çeken de bu temasın kurulmasıydı. Soruların sorulması, cevapların verilmesi ve halkın gündeminin konuşulması, siyasetin toplumdan kopmaması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
“ZULMÜN KARŞISINDA, İNSAN ONURUNUN YANINDA”
Yaşar Aydın’ın mesajlarında öne çıkan bir diğer konu da zulme uğrayan insanların yanında durma ve iktidara gelindiğinde hesap sorma iddiasıydı.
Burada önemli olan, adalet talebinin yalnızca belirli bir kesime değil, kimliği ve düşüncesi ne olursa olsun haksızlığa uğrayan herkese yönelmesidir.
Kürt’ün de Türk’ün de Çerkez’in de Laz’ın da Zaza’nın da insan onuruyla yaşadığı; hiç kimsenin kimliği, inancı veya düşüncesi nedeniyle dışlanmadığı bir Türkiye özlemi, siyasetin en temel sorumluluklarından biri olmalıdır.
Hesap sormak da hukuk içinde, delile ve bağımsız yargıya dayanarak gerçekleşmelidir. Adaletin gücü, öfkesinden değil, tarafsızlığından gelir.
“GÜCÜMÜ HALKIMDAN ALIYORUM!”
Yaşar Aydın’ın konuşmasındaki en iddialı çıkışlardan biri ise şu sözleriydi:
“Bekle Türkiye’m, bekle halkım, geliyorum!”
Bu söz, siyasi bir iddianın ve iktidar hedefinin açık ilanıydı. Ancak siyasette asıl belirleyici olan, liderin kendisine duyduğu inanç kadar halkın ona ne ölçüde güvendiğidir.
Bir liderin gücünü halktan aldığını söylemesi önemlidir. Bu iddianın gerçek karşılığı ise sandıkta, sahada, örgütlenmede ve halkın hayatına dokunan somut çalışmalarda ortaya çıkar.
Karar Parti’nin önünde şimdi önemli bir sınav var: Adalet, ahlak ve liyakat söylemini yalnızca kürsülerde değil, teşkilat yapısında, aday tercihlerinde ve uygulanabilir politikalarında da gösterebilmek.
BENİM DEĞERLENDİRMEM: İNANAN BİR LİDER, SINANACAK BİR DAVA
Mersin’deki buluşmadan ayrılırken zihnimde kalan düşünce şuydu: Bir davaya inanmak, o davayı başarıya ulaştırmanın ilk şartıdır. Ancak inanç tek başına yeterli değildir. Emek, sabır, liyakat, doğru kadrolar ve halkın güveni de gerekir.
Karar Parti Genel Başkanı Yaşar Aydın’ı, Mersin’de ortaya koyduğu siyasi kararlılık ve halkla temas kurma çabası nedeniyle tebrik ediyorum. İl Başkanı Nesim Değer’e, kongre çalışmaları kapsamında gösterdiği ev sahipliği için başarılar diliyorum. Genel merkez ekibine ve programa katkı sunan herkese de kolaylıklar diliyorum.
Bundan sonraki süreçte önemli olan, Mersin’de verilen mesajların ülkenin dört bir yanında karşılık bulması ve vatandaşın beklentilerinin somut projelere dönüşmesidir.
Çünkü siyaset bir iddia işidir; ama aynı zamanda bir sorumluluk işidir. Halkın karşısına çıkmak cesaret ister, halkın güvenini kazanmak emek ister, o güveni korumak ise ahlak ve liyakat gerektirir.
Hadi bakalım, kolay gelsin!
Yolunuz açık olsun. Şimdi sözden eyleme, iddiadan icraata geçme zamanı. Türkiye’nin ihtiyacı; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan, adaleti yalnızca dile getiren değil hayata geçiren bir siyaset anlayışıdır.
Mersin’de başlayan bu siyasi yürüyüşün nasıl bir karşılık bulacağını zaman ve elbette milletin iradesi gösterecek.
