112 BELEDİYE AK PARTİ’YE GEÇTİ: SANDIKTA SEÇMEN, SONRA SİYASET!
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde ortaya çıkan tablo, iki buçuk yıl içinde önemli ölçüde değişti. Parti değiştiren belediye başkanları, başkanvekili seçimleri ve yönetim değişiklikleriyle AK Parti’ye geçen belediye sayısının 112’ye ulaştığı bildiriliyor. Peki, sandıkta ortaya konulan irade siyasi hesapların gölgesinde mi kalıyor?
Demokrasi, yalnızca seçim günü sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret değildir. Asıl mesele, sandıktan çıkan iradeye seçimden sonra da ne kadar saygı gösterildiğidir.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Türkiye’nin belediye haritasında dikkat çekici değişimler yaşandı. Farklı siyasi partilerden seçilen belediye başkanlarının AK Parti’ye katılması ve bazı belediyelerde başkanvekili seçimleriyle yönetimin el değiştirmesi, yerel siyasetin en önemli tartışma başlıklarından biri hâline geldi.
Güncel basın derlemelerine göre, il, ilçe ve belde belediyeleri ile başkanvekili değişimleri birlikte değerlendirildiğinde AK Parti’ye geçen belediye sayısı 112’ye ulaştı. Bu rakamın yalnızca parti değiştiren başkanları değil, yönetim değişikliklerini de kapsadığının altını çizmek gerekiyor.
RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?
Açıklanan dağılımda Yeniden Refah Partisi’nden 41, CHP’den 37, İYİ Parti’den 11 belediye başkanı öne çıkıyor. Bağımsızlardan 6, DEM Parti ve DEVA Partisi’nden 3’er, Demokrat Parti’den 2, Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi’nden ise 1’er başkanın AK Parti’ye geçtiği aktarılıyor. CHP’den iki başkanvekili ile başkanvekili seçimleri sonucunda gerçekleşen yönetim değişiklikleri de toplam tabloya dâhil ediliyor.
Burada önemli bir ayrım var: 112 sayısı, 112 belediye başkanının doğrudan parti değiştirdiği anlamına gelmiyor. Parti değiştiren başkanlarla başkanvekili seçimleri sonucunda el değiştiren belediyeler birbirinden ayrılmalı. Rakamlar doğru sınıflandırılmalı ki kamuoyu yaşananları sağlıklı değerlendirebilsin.
Ancak sayısal ayrımın ötesinde, cevabı aranması gereken daha büyük bir soru var: Seçmenin sandıkta verdiği yetki, görev süresi boyunca ne ölçüde korunuyor?
SANDIKTA BAŞKA, SİYASETTE BAŞKA!
Bir vatandaş belediye başkanını seçerken yalnızca bir isme oy vermez. Aynı zamanda o adayın siyasi kimliğini, partisinin vaatlerini ve ortaya koyduğu yönetim anlayışını da değerlendirir.
Elbette belediye başkanlarının parti değiştirmesi tek başına hukuka aykırı kabul edilemez. Siyasi tercihler değişebilir, yeni kararlar alınabilir. Fakat hukuki serbestlik, siyasi sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Seçmenin desteğiyle göreve gelen bir başkanın siyasi çizgisini değiştirmesi durumunda kamuoyuna açıklama yapması, gerekçelerini anlatması ve seçmenin eleştirilerine cevap vermesi beklenir.
Çünkü demokrasi yalnızca seçilmişlerin karar alma özgürlüğü değil, seçmenin de hesap sorma hakkıdır.
KEMER GÖZCÜ GAZETESİNİN MANŞETİ BOŞUNA DEĞİL!
Kemer Gözcü Gazetesi’nin manşeti, son dönemde yaşanan siyasi hareketliliğin neden bu kadar tartışıldığını ortaya koyan çarpıcı bir örnek.
Yerel yönetimlerdeki değişimi sadece hangi partinin kaç belediye kazandığı üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Siyasi etik, seçmen güveni, temsil sorumluluğu ve hukukun üstünlüğü de bu tablonun ayrılmaz parçalarıdır.
Öte yandan belediye başkanlarının tutuklanması, görevden uzaklaştırılması veya yerlerine başka isimlerin görevlendirilmesi gibi süreçler de kendi hukuki çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu işlemlerle siyasi parti transferlerini aynı şeymiş gibi göstermek doğru değildir.
Kamuoyunun bilmesi gereken; hangi belediyede, hangi gerekçeyle, hangi hukuki süreç sonunda ve nasıl bir yönetim değişikliği yaşandığıdır. Şeffaflık, tartışmaların önüne geçmenin en etkili yoludur.
PEKİ, NE OLACAK BÖYLE?
Türkiye’nin yerel yönetimlerde ihtiyacı, siyasi güç hesaplarından önce halkın beklentilerini karşılayan bir yönetim anlayışıdır.
Vatandaş; yolunun yapılmasını, suyunun akmasını, mahallesinin temizlenmesini, belediye kaynaklarının doğru kullanılmasını ve verdiği oyun karşılığını görmek istiyor. Belediye başkanlarının hangi partiye geçtiği kadar, bu değişimlerin hizmetlere nasıl yansıdığı da önem taşıyor.
Siyasetçiler şunu unutmamalı: Belediyeler hiçbir partinin tapulu malı değildir. Belediyeler, halka hizmet etmek üzere emanet edilen kamu kurumlarıdır.
Parti değiştirmek siyasi bir tercih olabilir. Ancak seçmenin güvenini korumak, açıklama yapmak ve hesap vermek demokratik sorumluluktur. Başkanvekili seçimleri ve idari değişiklikler de hukukun çizdiği sınırlar içinde, şeffaf biçimde yürütülmelidir.
Sandıkta seçmenin sözü geçiyorsa, seçimden sonra da o sözün anlamı korunmalıdır.
112 belediye üzerinden yürüyen tartışmanın özü budur. Mesele yalnızca siyasi haritanın değişmesi değil, vatandaşın iradesine duyulan güvenin nasıl korunacağıdır.
Haftanın sorusu yine aynı: Ne olacak böyle?
Bu sorunun cevabı, siyasi transferlerin sayısından çok, siyaset kurumunun seçmene duyduğu saygıda saklı.
Çünkü demokrasi, yalnızca sandıktan çıkmak değil; sandıktan çıkan iradeye sahip çıkmaktır.
