Hayat, bazen insanı hiç beklemediği sınavlarla karşı karşıya bırakır. Bir anne evladının hastane kapısında iyileşmesi için dua eder. Bir baba, işsiz kaldığı gün ailesinin rızkını nasıl kazanacağını düşünürken ellerini semaya açar. Bir genç, yıllarca emek verdiği bir sınavın sonucunu bekler. Bir başka insan, borçlarını ödeyebilmek, yuvasını ayakta tutabilmek ya da kaybettiği huzuru yeniden bulabilmek için Rabbine sığınır.
İşte dua, tam da hayatın bu gerçekleri içinde anlam kazanır.
Dua, yalnızca seccadenin üzerinde söylenen sözlerden ibaret değildir. Bazen hastane koridorunda sessizce dökülen gözyaşıdır. Bazen gecenin bir yarısında, kimseyi uyandırmadan edilen bir yakarıştır. Bazen de insanın bütün yorgunluğuna rağmen sabah yeniden ayağa kalkıp mücadeleye devam etmesidir.
Çünkü insan, her şeyi kontrol edemeyeceğini anladığı noktada Rabbine yönelir. Fakat dua etmek, mücadeleden vazgeçmek değil; mücadele ederken yalnız olmadığını hissetmektir.
Hastane kapısında bekleyen bir annenin duası
Bir düşünün…
Evladının hastalığı nedeniyle günlerdir hastane koridorunda bekleyen bir anne var. Doktorun ağzından çıkacak birkaç kelimeye umut bağlıyor. Geceleri uyuyamıyor, gündüzleri güçlü görünmeye çalışıyor. Bazen kimseye belli etmeden gözyaşlarını siliyor ve içinden, “Allah’ım, evladıma şifa ver.” diye dua ediyor.
Bu annenin duası, yalnızca bir dilek değildir. Aynı zamanda korkuyla baş etme çabası, sevgisinin ifadesi ve umudunu koruma mücadelesidir.
Elbette dua, tedavinin yerine geçmez. Anne doktorların tavsiyelerine uyar, evladının tedavisi için elinden geleni yapar ve bir yandan da Rabbinden yardım ister. Çünkü inançla gayret, birbirine engel değil; insanın hayat yolculuğunda birbirini tamamlayan iki dayanaktır.
İşsiz kalan babanın sessiz yakarışı
Bir başka evde, aylarca iş aradığı hâlde sonuç alamayan bir baba düşünün. Evde çocuklarının ihtiyaçları, ödenmesi gereken faturalar, biriken borçlar var. İnsanların arasında güçlü görünmeye çalışsa da geceleri kendi kendine, “Yarın ne yapacağım?” diye soruyor.
Böyle bir insan için dua, umudunu ayakta tutan bir dayanak olabilir. Ancak duasının yanında özgeçmişini yenilemesi, yeni iş fırsatlarını araştırması, çevresinden destek istemesi ve gerekirse geçici işlere yönelmesi de gerekir.
Bazen beklenen iş hemen bulunmaz. Bazen insan, daha önce hiç düşünmediği bir alanda yeni bir başlangıç yapar. Bazen de bir yakınının verdiği küçük bir haber, yeni bir kapının açılmasına vesile olur.
Bütün bunlar, her duanın mutlaka arzuladığımız sonucu doğrudan getirdiğinin kanıtı değildir. Fakat insanın dua ederken umudunu koruması ve gayretini sürdürmesi, zorluklarla başa çıkmasına yardımcı olabilir.
Emek veren gencin bekleyişi
Yıllarca ders çalışan, gecesini gündüzüne katan bir genci düşünelim. Sınav sabahı gelir, elinden geleni yapar ve sonuçları beklemeye başlar. Sonuç açıklandığında istediği puanı alamazsa bütün hayallerinin yıkıldığını düşünebilir.
Oysa tek bir sınav, bir insanın bütün geleceğini belirlemez. Genç, üzüntüsünü yaşayabilir; sonra eksiklerini gözden geçirerek yeniden hazırlanabilir, farklı eğitim seçeneklerini araştırabilir veya başka bir meslek yoluna yönelebilir.
Dua, burada da anlamını korur: İnsan Rabbinden hayırlısını ister, kendi sorumluluğunu yerine getirir ve bir başarısızlığın hayatının sonu olmadığını hatırlar.
Bazen hayat, planlarımızın dışına çıkar. Önemli olan, her engeli bir son olarak görmek yerine önümüzdeki imkânları değerlendirebilmektir.
Haksızlığa uğrayan insanın duası
Bir de hakkının yendiğini düşünen, emeğinin karşılığını alamayan veya güven duyduğu birinden zarar gören insanlar vardır. İçinde kırgınlık taşır, yaşadığı haksızlığın düzelmesini ister. Kimi zaman kimseye anlatamadığı acısını duasına döker.
Böyle zamanlarda dua etmek, insanın öfkesini ve çaresizliğini yönetmesine yardımcı olabilir. Fakat sabretmek, haksızlığa sessiz kalmak anlamına gelmez.
İnsan hakkını hukuki yollarla arayabilir, gerektiğinde uzmanlardan yardım alabilir, elindeki delilleri koruyabilir ve kendisini yeniden zarara uğramaktan koruyacak adımlar atabilir. Hakkını ararken adaletten ayrılmamak ve öfkeyle yanlış kararlar vermemek de önemlidir.
Dua, insanı edilgenliğe değil; sabra, sorumluluğa, adalete ve umuda yöneltmelidir.
Peygamberimizin öğüdü: Dua ederken acele etmemek
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), dua ederken kararlı olmayı ve Allah’tan tereddütsüz istemeyi tavsiye etmiştir. Müslim’in Zikir bölümünde aktarılan hadiste, kişinin dua ederken “Allah’ım, dilersen beni affet.” demek yerine kararlılıkla istemesi gerektiği bildirilir.
Resûlullah (s.a.s.), dua eden kişinin acele ederek “Dua ettim ama kabul edilmedi.” deyip vazgeçmemesi gerektiğini de öğretmiştir. Bu rivayet, Ebû Dâvûd’un Vitr bölümünde ve Müslim’in Zikir bölümünde yer alır.
Bu öğütler bize, duanın bir sabır ve kulluk bilinci taşıdığını hatırlatır. Ancak duanın karşılığının ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini kesin olarak bilemeyiz. Her isteğimizin aynen yerine geleceğini düşünmek yerine, Rabbimize yönelirken hayırlısını istemeli ve umudumuzu korumalıyız.
Dua etmek kadar gayret etmek de önemlidir
Bir hastanın şifa için dua etmesi kadar tedavisini sürdürmesi, bir işsizin rızık için dua etmesi kadar iş araması, bir öğrencinin başarı için dua etmesi kadar ders çalışması, bir haksızlığa uğrayanın adalet istemesi kadar hakkını usulüne uygun biçimde araması da önemlidir.
Çünkü tevekkül, hiçbir şey yapmadan sonucu beklemek değildir. İnsan elinden geleni yapar; gücünün yetmediği yerde ise Allah’a sığınır.
Hayatta her şey istediğimiz gibi gelişmeyebilir. Bazen uzun süre bekler, bazen kayıplar yaşar, bazen de çabalarımızın karşılığını hemen göremeyiz. Fakat yaşanan her gecikmeyi bir ceza, her olumsuzluğu bir işaret olarak yorumlamak da doğru değildir. Hayatın bütün hikmetini bilemeyiz.
Bize düşen; doğruyu aramak, sorumluluklarımızı yerine getirmek, birbirimize destek olmak ve Rabbimizin rahmetinden ümit kesmemektir.
Son söz: Umudunu kaybetme, gayretinden vazgeçme
Belki bugün bir hastanın başında bekliyorsun. Belki evine ekmek götürmenin hesabını yapıyorsun. Belki yıllardır verdiğin emeğin karşılığını bekliyor, belki de kimseye anlatamadığın bir acıyla mücadele ediyorsun.
Şunu unutma: Dua ederken gözyaşı dökmen zayıflık değildir. Yorulman, korkman veya zaman zaman çaresiz hissetmen de insan olmanın bir parçasıdır.
Kendine zaman tanı. Gerektiğinde yardım iste. Elinden geleni yap. Hakkını ara, sağlığını koru, sevdiklerine sarıl ve umudunu canlı tut.
Dua et; ama gayret etmeyi bırakma. Sabret; ama haksızlığa boyun eğmek zorunda olduğunu düşünme. Rabbine güven; ama önündeki sorumlulukları da unutma.
Çünkü umut, yalnızca güzel günleri beklemek değil; zor günlerde de doğru adımları atabilme gücüdür.
Rabbim hastalara şifa, darda kalanlara ferahlık, iş arayanlara hayırlı kapılar, sınava hazırlananlara emeklerinin karşılığını ve gönlü kırılanlara huzur nasip etsin. Bizlere sabırla gayreti, dua ile tevekkülü, inançla güzel ahlakı bir arada yaşamayı nasip eylesin.
Âmin.
