Bir müteahhidin çek karnesine el konulduğu, sattığı dairelere şerh konulduğu yönündeki iddialar kamuoyunda soru işaretleri yaratıyor. Ev sahibi olabilmek için yıllarca birikim yapan vatandaşların hakları ne olacak? Hukuk, bu iddiaların neresinde duruyor?
Bazı olaylar vardır ki yalnızca taraflarını değil, toplumun tamamını ilgilendirir. Çünkü mesele bir kişinin borcu, bir şirketin ticari faaliyeti ya da iki taraf arasındaki anlaşmazlık olmaktan çıkar; vatandaşın alın teriyle kazandığı parasını, evini ve geleceğini ilgilendiren bir soruna dönüşür.
Bugün gündeme gelen iddialar da tam olarak böyle bir noktada duruyor.
Bir müteahhidin çek karnesine el konulduğu ve satışını gerçekleştirdiği bazı dairelere şerh konulduğu öne sürülüyor. İddiaların doğru olup olmadığı, işlemlerin hangi hukuki gerekçeyle yapıldığı ve tarafların ne tür bir süreçle karşı karşıya bulunduğu henüz bütün yönleriyle açıklığa kavuşmuş değil.
Ancak ortada yanıt bekleyen ciddi sorular var.
Gölge Adam soruyor: Bu süreçte vatandaşın suçu ne?
MESELE SADECE BİR MÜTEAHHİDİN MESELESİ DEĞİL!
Bir düşünün…
Bir vatandaş, yıllarca çalışıyor. Kimisi emekli ikramiyesini, kimisi birikimini, kimisi de geleceğinden fedakârlık ederek kazandığı parasını bir eve yatırıyor. Hayatının en büyük yatırımını yaptığını düşünerek tapusunu alıyor ve huzur içinde yaşayacağını sanıyor.
Sonra bir gün, satın aldığı daireyle ilgili bir şerh bulunduğunu öğreniyor.
İşte o andan itibaren sorular başlıyor. Evine ilişkin hangi hukuki riskle karşı karşıya olduğunu bilmeyen vatandaş, kendi mülkü üzerinde yaşanan gelişmeleri anlamaya çalışıyor.
Peki, bütün bunlar neden yaşanıyor?
Müteahhidin ticari ilişkileri, borçları veya alacaklılarıyla yaşadığı sorunlar, satılmış daireleri nasıl etkiliyor? Tapuya konulduğu belirtilen şerhlerin hukuki dayanağı nedir? Dairelerini bedelini ödeyerek satın alan vatandaşların hakları hangi güvenceler altında?
Bu soruların yanıtı verilmeden, insanların endişelerini gidermek mümkün değildir.
Elbette her hukuki işlemin kendine özgü koşulları vardır. Bir şerhin varlığı tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez. Ancak bu işlemlerin dayanağının açıklanması ve mülkiyet hakkı bakımından doğurabileceği sonuçların ortaya konulması gerekir.
GÖLGE ADAM DUYDUKLARINA İNANAMADI!
Ortaya atılan iddialar karşısında Gölge Adam’ın dikkatini çeken en önemli konu, olayın yalnızca taraflar arasındaki bir ticari anlaşmazlık olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir.
Çek karnesine el konulduğu iddiası hangi işlemi ifade ediyor? Bu konuda verilmiş bir karar var mı? Satıldığı belirtilen dairelere hangi gerekçeyle şerh konuldu? İşlemlerin kapsamı nedir? Bu süreçten etkilenen kaç kişi bulunuyor?
Bunlar, kulaktan dolma bilgilerle yanıtlanabilecek sorular değil.
Hele ki tefecilik iddiası gibi ciddi bir konu söz konusuysa…
Tefecilik, hukuki açıdan ciddi sonuçları bulunan bir suç isnadıdır. Bu nedenle herhangi bir kişi ya da kurum hakkında kesin hüküm vermek yerine, iddiaların somut belgelerle araştırılması ve varsa hukuka aykırı uygulamaların ortaya çıkarılması gerekir.
Bizim derdimiz kimseyi peşinen suçlamak değil; varsa mağduriyetlerin giderilmesini, gerçeklerin ortaya çıkmasını ve hukukun herkes için eşit işlemesini sağlamaktır.
VATANDAŞIN ALIN TERİ KİMSENİN PAZARLIK KONUSU OLAMAZ!
Bir ev, birçok insan için yalnızca dört duvardan ibaret değildir. Bir ailenin geleceğidir, çocuklarının güvenliğidir, yıllarca verilen emeğin karşılığıdır.
Bu nedenle gayrimenkul alım satımlarında ortaya çıkan hukuki belirsizlikler, yalnızca ticari tarafları değil, doğrudan vatandaşın yaşamını da etkiler.
Eğer bir müteahhit ile başka kişi veya kuruluşlar arasında borç ilişkisi varsa, bu ilişkinin hukuki sonuçları ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak satın alınan daireler üzerinde hak iddia edilmesinin dayanağı da açıkça ortaya konulmalıdır.
Daire sahiplerinin tapu kayıtları, satış belgeleri, ödeme kayıtları ve şerhlerin dayanakları incelenmeli; her vatandaşın durumu kendi hukuki koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Çünkü adalet, yalnızca güçlü olanın iddiasını dinlemek değildir. Hakkını arayan vatandaşın sesini de duymaktır.
YETKİLİLERE AÇIK ÇAĞRI: BU SORULAR YANITSIZ KALMASIN!
Gölge Adam olarak ilgili kurumlara ve yetkili makamlara soruyoruz:
Çek karnesine el konulduğu yönündeki iddianın hukuki dayanağı nedir?
Satıldığı belirtilen dairelere hangi gerekçelerle şerh konulmuştur?
Bu şerhler, dairelerini bedelini ödeyerek satın alan vatandaşların mülkiyet haklarını nasıl etkilemektedir?
Tefecilik iddialarına ilişkin adli bir inceleme veya soruşturma bulunuyor mu?
Mağduriyet yaşadığını düşünen vatandaşlar haklarını hangi yollarla arayabilir?
Varsa hukuka aykırı işlemlerin önüne geçilmesi ve hak kayıplarının giderilmesi için hangi adımlar atılacaktır?
Bu soruların yanıtlanması, yalnızca olayın tarafları açısından değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bakımından da önem taşıyor.
Yetkili kurumların, kişilerin haklarını ve soruşturmanın gizliliğini gözeterek kamuoyunu bilgilendirmesi bekleniyor.
GÖLGE ADAM’IN SON SÖZÜ: ADALET GECİKMESİN, MAĞDURİYET BÜYÜMESİN!
Buradan açıkça ifade etmek istiyorum: Hiç kimse hakkında belgeler ve kesinleşmiş yargı kararları olmadan suçlu ilan edilmemeli. Ancak ciddi iddialar da görmezden gelinmemeli.
Eğer ortada hukuka aykırı işlemler varsa bunlar ortaya çıkarılmalı. Eğer vatandaşların mülkiyet haklarını etkileyen bir sorun yaşanıyorsa hukuki çözüm yolları işletilmeli. Eğer suç teşkil eden bir durum söz konusuysa, bunun gereği bağımsız yargı tarafından yerine getirilmelidir.
Çünkü hukuk, yalnızca mahkeme salonlarında konuşulan bir kavram değildir. Vatandaşın evinde, tapusunda, alın terinde ve geleceğe duyduğu güvende hayat bulur.
Şimdi asıl soru şu: Tefecilik iddiaları ne zaman aydınlatılacak, daire sahiplerinin endişeleri ne zaman giderilecek ve varsa mağduriyetler nasıl çözüme kavuşturulacak?
Gölge Adam, bu soruların yanıtını bekliyor.
Çünkü halkın sesi duyulmalı, iddialar araştırılmalı, gerçekler ortaya çıkarılmalı ve adalet herkes için işletilmelidir.
Gölge Adam Halkın Sesi
Güncel Haber Ajansı (GHA)
