SELİN ORTASINDA BİR VİCDAN ÇIĞLIĞI!
Nazan Öncel’in sözleri yürekleri dağladı: “Acaba ben o çocuğun yerine mi yaşıyorum?”
İstanbul’da yaşanan sel felaketi, bir kez daha insan hayatının değerini, afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemini ve toplumsal vicdanın sorumluluğunu gündeme getirdi. Kepçeyle kurtarılan sanatçı Nazan Öncel’in, hayatını kaybeden bir okul çalışanı için yaptığı açıklama ise felaketin en acı yönünü gözler önüne serdi.
Gazeteci-Yazar Mehmet Açık
BAZEN KURTULMAK BİLE İNSANIN YÜREĞİNİ AĞRITIR
İstanbul’da etkili olan şiddetli yağış, yolları göle çevirdi, vatandaşları mahsur bıraktı ve geride acı bir tablo bıraktı.
Göktürk-Kemerburgaz yolunda sel nedeniyle mahsur kalan usta sanatçı Nazan Öncel, AFAD ekiplerinin müdahalesiyle kurtarılarak evine ulaştırıldı. Kepçe ve botlarla gerçekleştirilen kurtarma çalışmalarının ardından Öncel, yaşadığı anları kamuoyuyla paylaştı.
Ancak onun anlattıkları yalnızca bir kurtuluş hikâyesi değildi.
Çünkü insan bazen ölümün kıyısından döndüğünde sadece kendi hayatını düşünmez. Bir başkasının yaşayamadığı hayatı, geride kalan ailesini ve cevaplanması güç soruları da düşünür.
Nazan Öncel’in vicdan muhasebesi tam da burada başladı.
“O ÇOCUK BUGÜN HAYATTA OLABİLİR MİYDİ?”
Sel sularına kapılan bir okul çalışanının hayatını kaybettiğini ve üç kişinin kayıp olduğunu öğrendiğini belirten sanatçı, şu sözleriyle yürekleri dağladı:
“Acaba şimdi ben kantinde çalışan o çocuğun yerine mi yaşıyorum diye düşünüyorum. O kepçeler bizi taşımak yerine o sahada kalsaydı, o çocuk bugün hayatta olabilir miydi?”
Bu sözler, bir insanın yaşadığı derin üzüntünün ifadesiydi.
Bir tarafta kurtarılıp evine ulaşan insanlar, diğer tarafta yakınlarından haber bekleyen aileler…
Bir tarafta kurtuluşun sevinci, diğer tarafta kaybedilen bir hayatın acısı…
İşte afetlerin geride bıraktığı en ağır yüklerden biri budur: Cevabı bilinmeyen sorular ve yüreğe yerleşen tarifsiz bir acı.
Elbette kurtarma ekiplerinin hangi koşullarda, nasıl bir koordinasyonla müdahale ettiğini bilmeden kesin yargılara varamayız. Ancak bu olay, afet yönetiminin, zamanında müdahalenin ve insan hayatını korumaya yönelik tedbirlerin önemini bir kez daha hatırlatıyor.
AİLELERE ÇAĞRIMIZ: TEHLİKEYİ HAFİFE ALMAYIN!
Nazan Öncel, vatandaşlara da önemli bir uyarıda bulundu:
“Mecbur kalmadıkça kimse evinden çıkmasın.”
Bu uyarı, özellikle şiddetli yağış ve sel riski bulunan bölgelerde yaşayan herkes için dikkate alınması gereken bir mesajdır.
Değerli aileler, çocuklarımızın güvenliği her şeyden önce gelir. Yağış uyarılarını takip edelim, riskli güzergâhlardan uzak duralım, suyla kaplanan yollardan geçmeye çalışmayalım. Yetkililerin uyarılarını dikkate alalım.
Çünkü birkaç dakikalık bir yolculuk, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabilir.
Hiçbir iş, hiçbir randevu, hiçbir günlük telaş insan hayatından daha kıymetli değildir.
AFETTE İNSANLIK SINAVI
Sanatçı, bölgede bulunan bir köfteci işletmesiyle ilgili de bazı iddiaları gündeme getirdi. Öncel’in açıklamasına göre işletmenin tuvaletleri kapattığı, tepki gösteren aileleri dışarı çıkardığı ve AFAD ekiplerini uzaklaştırdığı öne sürüldü.
Bu iddiaların doğruluğu ilgili tarafların açıklamaları ve yetkili makamların incelemeleriyle ortaya çıkarılmalıdır.
Ancak burada hepimizin düşünmesi gereken temel bir mesele var: Afet anlarında insan insana nasıl davranmalı?
Bir aile çaresizlik içinde yardım ararken, çocuklar güvenli bir yere ulaşmaya çalışırken, kurtarma ekipleri can kurtarmak için mücadele ederken dayanışma göstermek hepimizin sorumluluğudur.
Böyle zamanlarda insanlık, sözlerle değil, davranışlarla ölçülür.
SEL SULARI ÇEKİLİR, HESABI CEVAPLANMAYAN SORULAR KALIR
Her felaketin ardından aynı soruları soruyoruz.
Altyapımız yeterli mi? Riskli bölgelerde gerekli önlemler alındı mı? Yağmur suyu tahliye sistemleri görevini yerine getiriyor mu? Tehlikeli güzergâhlarda vatandaşların güvenliği için zamanında tedbir alınıyor mu? Kurtarma ekiplerinin koordinasyonu nasıl sağlanıyor?
Bu soruların amacı suçlu ilan etmek değil, gerçekleri ortaya çıkarmak ve gelecekte yaşanabilecek kayıpları önlemektir.
Çünkü bir insanın hayatını kaybetmesinin ardından yalnızca üzüntü duymak yetmez. Yaşananlardan ders çıkarmak, eksikleri belirlemek ve gerekli önlemleri almak gerekir.
Bir canın kıymetini, onu kaybettikten sonra anlamak zorunda kalmamalıyız.
HALKIN SESİ: BİR CANIN DEĞERİ, HER ŞEYDEN ÜSTÜNDÜR
Nazan Öncel’in sözlerinde beni en çok etkileyen nokta, kendi kurtuluşunun ardından hayatını kaybeden bir emekçiyi düşünmesi oldu.
Bu, insan olmanın en temel değerlerinden biridir: Başkasının acısını kendi acımız gibi hissedebilmek.
Sanatçının sözleri bize şunu hatırlatıyor: Hayatın değeri, insanın kim olduğuna, hangi mesleği yaptığına veya toplumdaki konumuna göre değişmez.
Bir sanatçının hayatı da değerlidir, bir öğrencinin hayatı da… Bir okul çalışanının, bir işçinin, bir annenin, bir babanın hayatı da…
Her insanın yaşama hakkı eşittir.
Halkın Sesi olarak soruyoruz: Afetlerden sonra yalnızca geçmiş olsun mesajları yayımlamakla mı yetineceğiz, yoksa başka hayatların kaybedilmemesi için gereken önlemleri de alacak mıyız?
İstanbul’da yaşanan sel felaketi hepimize bir kez daha gösterdi ki insan hayatı ihmale, hazırlıksızlığa ve duyarsızlığa bırakılmayacak kadar değerlidir.
Kayıp vatandaşlarımızın sağ salim bulunmasını diliyor, hayatını kaybeden okul çalışanına Allah’tan rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Unutmayalım…
Sel suları çekilir, yollar kurur; ama kaybedilen bir canın acısı, geride kalanların yüreğinde ömür boyu kalır.
HALKIN SESİ
