İktidarın hemen her seçim döneminde büyük bir propaganda aracı olarak kullandığı yüksek hızlı tren projelerinden biri daha adeta yılan hikâyesine döndü. 2020 yılında temeli atılan ve 2024 sonunda hizmete gireceği açıklanan Mersin–Gaziantep Hızlı Tren Projesi, aradan geçen yıllara rağmen tamamlanamadığı gibi, kamu bütçesi üzerindeki yükü de katlanarak büyüdü.
“Mersin-Adana-Gaziantep Yüksek Standartlı Demiryolu Projesi” adıyla duyurulan yatırım, bölge halkına hızlı ulaşım, ekonomik kalkınma ve lojistik avantajlar vaat ediyordu. Ancak bugün gelinen noktada kamuoyunun karşısında duran tablo; geciken teslim tarihleri, değişen açıklamalar ve devasa maliyet artışlarıdır.
Projenin ihalesi 2020 yılında gerçekleştirildi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılan ihaleye beş şirket katıldı ve ihaleyi 6 milyar 749 milyon 818 bin TL teklif veren REC Uluslararası İnşaat kazandı. O dönem açıklanan toplam proje maliyeti ise yaklaşık 8,9 milyar TL idi.
Dönemin Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, hattın 2024 yılı sonunda tamamlanacağını duyurmuştu. Aynı şekilde dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de 2023 yılında yaptığı açıklamada projeyi 2024 sonunda vatandaşın hizmetinde göreceğimizi söylemişti. Ancak verilen sözler tutulmadı. İlginçtir ki projeyi kamuoyuna büyük vaatlerle anlatan her iki bakan da 2023 seçimlerinin ardından görevlerinden ayrıldı.
Şimdi ise yeni bir tarih veriliyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun son açıklamasına göre projenin inşaatı 2026 sonunda tamamlanacak, test sürüşleri ise 2027’nin ilk aylarında gerçekleştirilecek. Yani vatandaşa vaat edilen tarih bir kez daha ertelenmiş durumda.
Ancak asıl dikkat çekici olan yalnızca gecikme değil; maliyet artışındaki olağanüstü yükseliş.
2021 yılında yaklaşık 8,9 milyar TL olarak açıklanan proje maliyeti;
2022’de 12,1 milyar TL’ye,
2023’te 32,1 milyar TL’ye,
2024’te 54,4 milyar TL’ye,
2025’te 71,6 milyar TL’ye,
2026 itibarıyla ise 78,8 milyar TL’ye çıktı.

Yani proje maliyeti sadece birkaç yıl içinde yaklaşık dokuz kat arttı.
Ekonomik krizin derinleştiği, vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir dönemde bu tablo ister istemez bazı soruları beraberinde getiriyor:
Başlangıçta yanlış mı planlama yapıldı?
İhale süreçleri yeterince şeffaf mı yürütüldü?
Sürekli artan maliyetin yükünü kim üstlenecek?
Ve en önemlisi; vatandaşın cebinden çıkan milyarlar karşılığında bu proje gerçekten zamanında ve sağlıklı biçimde tamamlanabilecek mi?
Hiç kimse hızlı tren projelerine karşı değil. Elbette modern ulaşım ağları Türkiye için bir ihtiyaçtır. Ancak mesele; verilen sözlerin tutulup tutulmadığı, kamu kaynaklarının ne kadar verimli kullanıldığı ve vatandaşın doğru bilgilendirilip bilgilendirilmediğidir.
Bugün Mersin’den Gaziantep’e uzanması planlanan bu hat, ne yazık ki sadece raylar üzerinde ilerleyen bir ulaşım projesi değil; aynı zamanda plansızlığın, maliyet krizinin ve bitmeyen siyasi vaatlerin de sembolü hâline gelmiştir.
