Ortadoğu’daki son gelişmeler, İran’ın beklentilerin çok ötesinde bir direniş gösterdiğini ortaya koyuyor. Amerika ve İsrail’in operasyonları, İran’ın güçlü direnişi karşısında beklenmedik şekilde sıkıntıya girdi.
Amerika’nın bir pilotu kurtarma girişimi, 1979’daki İran Devrimi sırasında Tahran’daki elçilik çalışanlarını kurtarmaya yönelik başarısız operasyonu hatırlattı. O dönemde helikopterlerle ve özel birliklerle yapılan müdahale başarısız olmuştu. Bugünkü çatışmalarda da benzer bir durum gözlemleniyor; İran, Amerika’nın hamlelerini sindiremiyor ve karşı atağa hazır görünüyor.
Uzmanlar, İran’ın alternatif bir muhalefet yaratmadığını ve Kürt bölgelerinin de bu oyuna gelmediğini vurguluyor. Bu durum, Amerika ve İsrail’in İran karşısında adeta bir bataklığa saplandığını gösteriyor. Öte yandan kendi ülkelerinde savaş karşıtı protestoların yaygınlaşması, operasyonların önünü iyice tıkıyor.
Nükleer tesislerin çoğunun Kirmanşah ve Urmiye gibi Kürt şehirlerinde yer alması, olası bir saldırıda büyük sivil kayıplar riskini gündeme getiriyor. Uzmanlar, İran’ın geniş coğrafyası ve güçlerini farklı alanlara dağıtması nedeniyle Amerika’nın vuracağı hedefi kestiremediğini belirtiyor.
Siyasi gözlemciler, Trump yönetiminin artan gerilimi kontrolden çıkarabileceğini ve bölgedeki durumu daha da kritik bir noktaya taşıyabileceğini ifade ediyor.
Şu an itibarıyla İran’ın ateşkes istemediği izlenimi, gerilimin kısa vadede düşmeyeceğini gösteriyor. Durum, uzmanlar tarafından “vahim” olarak nitelendiriliyor ve olası bir büyük çatışma ihtimali gündemde kalmaya devam ediyor.
