Toplumun temel direği aile, ailenin temel direği ise kadındır. Kadın; annedir, eştir, bacıdır, evlattır. Bir toplum kadına verdiği değer kadar güçlü, ona gösterdiği saygı kadar medenidir.
Son günlerde kulağıma gelen ve kamuoyuna da yansıyan iddialar son derece düşündürücüdür. Aynı binada oğluyla birlikte yaşam mücadelesi veren bir annenin, bina yöneticisi tarafından fiziki ve cinsel tacize maruz kaldığı yönündeki şikâyetler toplum vicdanını derinden yaralamıştır.
Olayın adli mercilere intikal ettiği, mağdur kadının şikâyetçi olduğu ve emniyette alınan ifadelerin ardından soruşturmanın sürdüğü öğrenilmektedir. Elbette hukuk devletinde hiç kimse peşinen suçlu ilan edilemez. Ancak kadınların onuruna, beden dokunulmazlığına ve insanlık değerlerine yönelik her türlü saldırının karşısında durmak da hepimizin görevidir.
Kadına yönelik taciz, sadece bir kişiye karşı işlenmiş suç değildir; aynı zamanda toplumsal huzura, aile yapısına ve insanlık onuruna karşı işlenmiş bir saldırıdır. Bir kadının korku içinde yaşamasına sebep olan herkes, yalnızca hukukun değil vicdanların da karşısında hesap vermek zorundadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kadınların güvenliğini korumakla yükümlüdür. Yasalar açıktır. Taciz suçtur. Tehdit suçtur. Baskı ve sindirme girişimleri suçtur. Hiç kimsenin makamı, mesleği, unvanı veya çevresi onu hukukun üstüne çıkaramaz.
Bugün beklenen, soruşturmanın adil, şeffaf ve hızlı bir şekilde sonuçlandırılmasıdır. Gerçek neyse ortaya çıkmalı, suç sabit görülürse gereken ceza eksiksiz uygulanmalıdır. Çünkü adalet geciktiğinde mağdur yalnızlaşır, toplumun devlete olan güveni zedelenir.
Kadınların korkmadan yaşayabildiği, çocukların güvenle büyüyebildiği bir toplum inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Kadına uzanan kirli ellerin karşısında susmak değil, hukukun yanında durmak gerekir.
Unutulmamalıdır ki; kadın annedir, eştir, bacıdır. Ona yapılan her saldırı insanlığa yapılmış bir saldırıdır. Ve devlet, hukukun gereğini yaparak suçlunun kim olduğuna bakmaksızın gereken cevabı vermelidir.
Mehmet Açık
