Gazeteci-Yazar Mehmet Açık’ın Kaleminden
“Bazı insanlar hayatımıza ilk kez girer ama kalbimiz onları çok önceden tanıyormuş gibi hisseder. Belki de bazı karşılaşmaların hikâyesi, tanıştığımız gün başlamaz.”
BAZI KARŞILAŞMALAR TESADÜF GİBİ GÖRÜNMEZ
Bazen bir insanla karşılaşırsınız… Daha adını bile doğru dürüst bilmezsiniz ama içinizde tarifsiz bir duygu uyanır. Sanki kalbinizin bir köşesi, onun gelişini çok önceden haber almıştır. Bakışları yabancı değildir, sesi içinizde bir yerlere dokunur, varlığı açıklayamadığınız bir huzur bırakır.
Ne yaşadığınızı anlatabilirsiniz ne de neden böyle hissettiğinizi tam olarak açıklayabilirsiniz.
Sadece bilirsiniz…
Sanki bu karşılaşma, hayatınızın sıradan bir anı değil de uzun zamandır yarım kalmış bir hikâyenin devamıdır.
Peki, insan hiç tanımadığı birine neden bu kadar yakın hisseder kendini?
Belki benzer acılardan, ortak duygulardan ve aynı sessiz özlemlerden geçmiştir iki insan. Belki de ruh, aklın henüz anlamlandıramadığı bir yakınlığı kalbin diliyle anlatıyordur.
ZAMANIN ÖTESİNDE BİR TANIŞIKLIK
İnsan zihni zamanı ölçer, mesafeleri hesaplar, başlangıçları ve bitişleri birbirinden ayırır. Fakat kalbin hissettikleri her zaman bu sınırların içine sığmaz.
Bazı insanlarla saatlerce konuşursunuz ama birbirinize yaklaşamazsınız. Bazılarıyla ise tek bir bakış, uzun cümlelerin anlatamadığını anlatır.
İşte o zaman insanın aklına ruhların daha önce karşılaştığı, yolların görünmeyen bir yerde kesiştiği düşüncesi gelir.
Belki başka bir zamanda, belki başka bir âlemde…
Belki de insanın açıklayamadığı bu yakınlık, ruhunun derinliklerinde saklı bir hatıranın değil, henüz keşfedilmemiş bir duygunun kapısını aralıyordur.
Hangisinin gerçek olduğunu kesin olarak bilemeyiz. Ama bazı duyguların insanın içinde bıraktığı iz, açıklamasından çok daha derindir.
Çünkü her tanışıklık geçmişten gelmez; bazıları geleceğe duyulan umudun ilk işaretidir.
KALP, BAZEN KELİMELERDEN ÖNCE KONUŞUR
Bir insanın gözlerine bakarsınız ve kendinizi anlatmak zorunda kalmayacağınızı hissedersiniz. Susarsınız ama sessizliğiniz anlaşılır. Gülersiniz, içinizdeki hüznün fark edildiğini düşünürsünüz.
İşte gerçek yakınlık, belki de tam burada başlar.
Birinin sizi yalnızca söylediklerinizle değil, söyleyemediklerinizle de anlaması…
Güçlü görünmeye çalıştığınız anlarda yorgunluğunuzu, herkese kapattığınız kapıların ardındaki kırgınlıklarınızı fark etmesi…
İnsanın en derin arzusu, yalnızca sevilmek değil; olduğu hâliyle anlaşılmaktır.
Belki de bazı insanları ilk gördüğümüzde hissettiğimiz o tuhaf aşinalık, ruhumuzun kendisini saklamak zorunda kalmayacağını sezmesidir.
Çünkü insan, kendisi olabildiği yerde yabancılığını unutur.
AŞK MI, YOKSA RUHUN KENDİNİ BULMASI MI?
Aşkı yalnızca iki insanın birbirine duyduğu çekim olarak görmek, onun taşıdığı anlamı daraltabilir.
Bazen aşk, insanın kendisinde unuttuğu merhameti yeniden keşfetmesidir. Bazen yıllardır susturduğu duygularının yeniden ses bulmasıdır. Bazen de bir başkasının varlığıyla kendi iç dünyasına daha yakından bakabilmesidir.
Ruhların birbirini önceden tanıdığına inanmak, insanlık tarihinin en eski ve en büyüleyici düşüncelerinden biridir. Bu inanç, bazı karşılaşmalara gizemli bir anlam yükler.
Fakat bir bağın derinliği yalnızca ilk anda hissedilen tanıdıklıkla ölçülmez. Gerçek yakınlık; zamanla, güvenle, sadakatle, karşılıklı saygıyla ve emekle büyür.
İlk bakış kalbin kapısını aralayabilir. O kapının ardında bir hayat kurup kuramayacağımızı ise davranışlarımız belirler.
Çünkü ruhun hissettiği yakınlığı, insanın seçimleri ve sorumlulukları anlamlı kılar.
BELKİ DE BAZI İNSANLAR BİZE KENDİMİZİ HATIRLATIR
Hayat boyunca birçok insanla karşılaşırız. Kimileri geçip gider, kimileri iz bırakır, kimileri ise içimizde hiç bilmediğimiz kapıları açar.
Bazı karşılaşmaların ardından kendimizi daha cesur, daha merhametli ve daha umutlu hissederiz. Dünyaya bakışımız değişir; kalbimizde uzun zamandır sessiz kalan bir duygu yeniden canlanır.
Belki de bu insanların hayatımıza gelişindeki asıl sır, geçmişten bir şey getirmelerinden çok, geleceğimizde yeni bir anlam oluşturmalarıdır.
Bazen bir insanı tanımak, kendimizi yeniden tanımaktır.
Bazen bir kalbe yaklaşmak, kendi kalbimizin yıllardır sakladığı hikâyeyi okumaktır.
Ve bazen de hiç beklemediğimiz bir anda, tek bir karşılaşma bize şunu hatırlatır: Hâlâ hissedebiliyoruz, hâlâ sevebiliyoruz, hâlâ içimizde dünyadan daha büyük bir yer taşıyoruz.
SON SÖZ: BAZI BULUŞMALAR KALPTE BAŞLAR
Belki ruhlarımız gerçekten başka bir âlemde karşılaşmıştır. Belki bu duygu, insanın derinliklerinde saklı ortak özlemlerin ve açıklayamadığı yakınlıkların bir yansımasıdır.
Belki de hayat, bazen hiç tanımadığımız bir insanın gözlerinde kendimize ait bir parçayı görmemize izin verir.
Sebebi ne olursa olsun, bazı karşılaşmalar unutulmaz. Çünkü onlar yalnızca bir başkasını hayatımıza katmaz; içimizde uzun zamandır bekleyen bir duyguyu da uyandırır.
Yine de unutmayalım: Her güçlü his bir kaderin kanıtı değildir. Birini ruhumuza yakın hissetmek, onunla mutlaka aynı yolda yürüyeceğimiz anlamına gelmez. Bazen en derin bağlar bile bize yalnızca bir şey öğretmek için hayatımıza dokunur.
Belki de aşk, bir ruhu yeniden bulmak değil; bir insanın yanında, ilk kez kendimizden kaçmak zorunda kalmamaktır.
Ve kim bilir…
Belki de bazı insanlar hayatımıza ilk kez girer ama kalbimizde çok eski bir kapıyı aralar.
Çünkü bazı karşılaşmaların tarihi vardır; fakat kalpte bıraktıkları izin yaşı yoktur.
