Bazı fikirler vardır; zaman geçtikçe eskimez, aksine daha da derinleşir, daha da anlam kazanır. Türk milletinin birlik ve beraberlik ülküsü de işte böyle bir fikirdir. Bu fikri sadece savunmakla kalmayıp, hayatının merkezine koyan bir lider vardı: Alparslan Türkeş.
Bugün onun ardından konuşurken aslında sadece bir insanı değil, bir düşünce sistemini, bir duruşu ve bir davayı anıyoruz.
“Türk adını taşıyan herkes bizim sevgi ve ilgimizin çerçevesi içindedir.” sözü, kuru bir slogan değil; sınırları aşan bir gönül coğrafyasının tarifidir. Bu sözde; Orta Asya’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Anadolu’ya kadar uzanan büyük bir aidiyet bilinci vardır. Bu bilinç, sadece etnik bir bağ değil, aynı zamanda tarih, kültür ve kader ortaklığıdır.
Bugün dünyaya baktığımızda, her milletin kendi değerlerine sarıldığını, kendi kimliğini korumak için mücadele ettiğini görüyoruz. Bu, en doğal haktır. Nitekim Alparslan Türkeş de bunu açıkça ifade etmiştir: Türk Milleti’nin birlik içinde olma arzusu, en az diğer milletler kadar meşru ve gereklidir.
Ancak burada önemli bir soru var: Biz bu mirasa ne kadar sahip çıkıyoruz?
Birlik söylemi, sadece anma günlerinde hatırlanan bir söz mü olmalı, yoksa günlük hayatımızda yaşattığımız bir değer mi? Aynı dili konuştuğumuz, aynı bayrağa baktığımız insanlarla bile zaman zaman ayrışırken; daha büyük bir birlik idealinden söz etmek ne kadar samimi olabilir?
İşte tam da bu noktada, Başbuğ’un mirası bir sorumluluğa dönüşüyor.

Uluslararası Turan Teşkilatı Genel Başkan Yardımcısı Fatih Küpeli’nin şu sözleri de bu vefayı açıkça ortaya koyuyor:
“Başbuğum, mekânın cennet olsun…”
Bu ifade; bir lidere duyulan saygının ötesinde, bir davaya bağlılığın ve inancın da güçlü bir yansımasıdır.
Birlik; sadece aynı fikirde olmak değildir. Farklılıklar içinde ortak bir hedefte buluşabilmektir. Beraber yürüyebilmek, zor zamanlarda omuz omuza durabilmektir. Kızılelma ülküsü de zaten bu ortak yürüyüşün adıdır.
Bugün Türk dünyası, siyasi, ekonomik ve kültürel olarak yeniden şekillenen bir sürecin içindedir. Bu süreçte güçlü olanlar, sadece askeri ya da ekonomik olarak değil; aynı zamanda birbirine kenetlenmiş toplumlar olacaktır.
Alparslan Türkeş’i anmak, sadece geçmişe dönük bir saygı değil; geleceğe dönük bir söz vermektir.
Bu söz şudur:
Ayrışmadan, kopmadan, unutmadan…
Birlik fikrinden asla vazgeçmemek.
Çünkü bazı davalar vardır;
Onlar sadece savunulmaz…
Yaşanır.
Uluslararası Turan Kızılelma Teşkilatı
Genel Başkan Yardımcısı
Fatih Küpeli
